Milli Görüşsüz Türkiye Neler Kaybetti?

27.03.2015 08:33:29

Ülkemizde çözüm bekleyen birçok mesele var. Uzun uzun iktidarda kalan hükümetler, gerçek çözüm yerine, palyatif tedbirlerle günü kurtarmayı tercih ettiler.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Ülkemizde çözüm bekleyen birçok mesele var. Uzun uzun iktidarda kalan hükümetler, gerçek çözüm yerine, palyatif tedbirlerle günü kurtarmayı tercih ettiler.

Günü kurtardılar belki fakat sorunlar iyice kökleşti; çözülmedi, sadece ötelenmiş oldu.

Süresi dolan yönetimler gider ama vatandaş kalıcıdır. Başka bir ifadeyle; hükümetler yolcu millet hancı. Ertelenen her sorunun faturasını sonunda millet öder. Yıllarca bekletilip biriktirilen iç ve dış problemler insanımızın boğazını sıkmaya, canını yakmaya devam ediyor. Güneydoğu konusunda olduğu gibi... Sorunun kaynağı millet değil, önce bunun bilinmesi lazım. Devleti yönetenlerin büyük kabahati var, bu inkâr edilemez. Asıl problem ise; dünyayı şekillendiren, haritaları çizip uydurma devletler kurduran, kendi zulüm düzenlerini dayatan zalim küresel haydutlardır. Bu gerçek göz ardı edilmemeli. Bunlar, çizdikleri haritalarla devletleri ufalayıp bölmenin yanı sıra; geliştirdikleri milliyetçilik akımıyla milletleri de birbirine düşman edip, ülkeleri dışarıya bağımlı hale getiriyor ve bu yöntemle kendilerine hizmet ettiriyorlar. Anlamsız kavgalara tutuşturdukları, oyaladıkları milletlerin zenginliklerini türlü hilelerle kendi ellerine geçiriyorlar. Taktik hep aynı: böl, parçala, yut.

Genelde teslimiyetçi politikaların, özelde Güneydoğu meselesinin vardığı noktanın tam anlaşılabilmesi için; “ikiz yasalar”ın ve içeriğinin iyi bilinmesi gerekir. Birçok tuzağı içinde barındıran “ikiz yasalar”ın kaynağı BM’dir. Bu yasalar 1966’da çıkarıldı ve üye devletlere dayatıldı. Bizim ülkemizde 4 Nisan 2003’te TBMM’den geçirilip yasalaştı. 1966’dan bu tarihe kadar hiçbir hükümet buna yanaşmadı. Ülke bütünlüğünü aleni tehdit eden ikiz yasaları dönemin AK Parti Hükümeti Meclis’e getirdi ve CHP’nin de lehte oylarıyla bölünme yasalaştı. Bir önceki dönemin koalisyon hükümeti de boş durmadı. Onlar da birinci aşamayı hallettiler. Malum, bu işin ilk aşaması, kararın kabulüne dair BM’de imza atılması idi. Bu vazifeyi de onlar yerine getirdi! Gene o dönemin Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer de Meclis’ten geçen “ikiz yasalar”ı onaylayarak bu büyük vebale ortak oldu.

Maalesef Türkiye’de işler böyle yürüyor. Küresel sistemle anlaşmadan olmaz diyenler, gün gelir bu haydutlarla milletin arasına sıkışıp kalırlar. Sadece Güneydoğu sorunu mu? Hayır. Her konuda öyle. Yapılan yanlışlıklar saymakla bitmez. Dış politikadaki tutarsızlıklardan içeride tutuşulan kavgaya kadar... Birçok konuda hata üzerine hata yapılıyor. Milletin verdiği oy desteğini büyük ölçüde kendi hatalarının üstünü örtmede kullanıp seçmeni istismar ediyorlar. Bunlar, her şeye rağmen halkın desteğinin sürdürülmesi işini iyi beceriyorlar. Bu alanlarda başarılı oldukları bir gerçek. İnsanımızın ufku ve hayal dünyası olabildiğince geniştir. Bu gerçeğin fevkalade farkındalar. Onun için habire gelecekteki planlarından söz ediyorlar; bol bol beklenti oluşturup millete pazarlıyorlar. Her seçimde çıtayı biraz daha yükseltmek suretiyle dönemi kurtarmış olmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Herhangi bir konuda yapılan yanlışlıktan bahseden oldu mu cevap hazır: “Görmüyor musun, millet bize yüzde elli oy verdi” diye, lafı yapıştırıyorlar.

Ertelenen, ötelenen, biriken sorunların bir an evvel çözüme kavuşması lazım. Çözüyormuş gibi yapmak başka, çözmek başka bir şeydir. Daha büyük kayıpların yaşanmaması için; küresel sisteme rağmen, algı operasyonlarına rağmen milletçe kararlı bir duruş sergilememiz gerekiyor, çözüme odaklanmamız icap ediyor.

Doğal çözümün adresi Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir.


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,8 puan)/17
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500