Bilgi bir emirdir...Tüm nesillere ve Çağlar'a

02.03.2015 07:49:03

Bilgisizliğimin vermiş olduğu cesaret ile sizleri 'halk' ilan ediyorum... Ehli Vicdan yazdı...

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Bilgisizliğimin vermiş olduğu cesaret ile sizleri 'halk' ilan ediyorum...

Bilmediğimiz bir şeyi biliyor olduğumuzu iddia etmek yüz kızartıcı bir şey değil midir? Doğrusu belki de hiçbirimiz bir şey bilmiyoruz. Ama ne de olsa ben senden daha bilgiliyim. Çünkü sen hiçbir şey bilmediğin halde bildiğini sanıyor, bense bilmiyorum ama bildiğimi de sanmıyorum. Demek ki ben ondan bu kadarcık fazla bilgiye sahibim. Çünkü hiçbir şey bilmediğimi biliyorum...

Bir konuda ne kadar bilgiye sahip isek o kadar fikir üretebiliriz...Ne kadar zeka , o kadar fikir... Yeterince bilgimiz olmadan fikir sahibi olduğumuzu sanırız. Üstelik bu fikre sadece bizim sahip olduğumuzu da. Bu da çok kolay olur , çünkü zaten sahip olmadığımız fikri doğru sanmamızın nedeni yeterince bilgi sahibi olmamamızdır...

Cehaletin 3 türü vardır ki bunlardan birincisi "bir şey bilmemek"...Bu en masum ve giderilmesi en kolay olan türdür. Bir şeyi ya da birçok şeyi bilmeyebiliriz ki gerçekten insan her şeyi bilmez, bilemez. Ancak kendi uzmanlık alanındaki konularda bilgi dağarcığında bir şeyler vardır ve bildiği o şeylerle hayatını devam ettirir. Bu tür cehaletin giderilmesi kolaydır. Gider bilen birilerinden sorar, bir yerlerden araştırır, inceler ve öğreniriz...

Cehaletin ikinci şekli ya da türü , “ Bir şey bilmemek yetmiyormuş gibi bir şey bilmediğini de bilmemek “...Bir şeyi bilmediğimiz gibi bir şey bilmediğimizi de bilmiyoruz, belki de farkında bile değiliz. O nedenle bilenlere sorup ya da bir yerlerden araştırarak öğrenmek ihtiyacını da duymuyoruz.

Cehaletin üçüncüsü ve de en kötü olanı ise “ Bir şey bilmemek, bir şey bilmediğini de bilmek ancak bir de her şeyi bildiğini sanmak “ İşte cehaletin en katlanılmaz olanı ve giderilmesi en zor olanı da sanırım bu türdür. Hem bir şey bilmiyoruz, bir şey bilmediğimizi de bilmiyoruz üstelik her şeyi biliyormuş gibi olur olmaz yerde birilerine akıl satıyoruz. Bizi dinleyen bir şey bilmediğini zannettiklerimiz de sanki bir şeyler biliyormuşuz gibi can kulağı ile dinliyor! Dinleyenlerin içinde bilen biri varsa o zaman da had bilmezliğin doruğuna çıkarak düşüncemizde baskın çıkmaya çalışıyor, bağırıp çağırıyoruz. Hatta tepkimizin dozunu gittikçe artırarak kırıcı olmaya başlıyoruz ?

Oysa kültürümüzde “ Kendini bilmek “ gibi muhteşem bir kavram ve söylem vardır. Hiçbir şey bilmese bile insanın kendini bilmesi dahi çok büyük bir erdemdir... Kendini bilmek haddini bilmektir... Buna göre kendini bilmek, sadece zihinsel değil, aynı zamanda ahlâkî bir tavırdır. Fakat kendini bilmenin tek anlamı bu değildir. Daha felsefî ve manevi bir düzlemde insan kendini bilerek yaradılışın manası üzerinde düşünmeye başlar. O zaman kendini bilen Rabbini bilir... Kendini bilmek suretiyle Rabbi’ni bilen kişi, aynı zamanda haddini de bilmiş olur...

Cehaletin her tarafımızı kuşattığı günümüzde, bilgi devrimi masalını bir kenara bırakıp, kendi varlığımız üzerinde düşünelim. Kendimizi bilmeden “öteki”ni bilemeyeceğimizi yeniden hatırlayalım. Bilmiyorsak ve bilmediğimizi biliyorsak, doya doya yaşanacak bir ruh hali bizimkisi...

İçine kapan ve özüne dön...

Ya da öğrenmeye haddinden başla!

Mahmut Palamut / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,0 puan)/12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500