Türkiye Bundan Sonra Böyle Olmayacak

25.02.2015 20:05:25

Çocukluğumda akşam oturmaları olurdu. Anadolu’nun herhangi bir beldesinde, uzun kış gecelerinde yapılabilecek en güzel şey bir araya gelmek sırasıyla yapılan çay, petibör, çekirdek,meyve ve -varsa en son- kahve ikramları eşliğinde sohbetler etmekti.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Çocukluğumda akşam oturmaları olurdu. Anadolu’nun herhangi bir beldesinde, uzun kış gecelerinde yapılabilecek en güzel şey bir araya gelmek sırasıyla yapılan çay, petibör, çekirdek,meyve ve -varsa en son- kahve ikramları eşliğinde sohbetler etmekti. Kadınlar bir odada, erkekler bir oda da yapılan bu sohbetlerin yedi yaşında bir katılımcısı olarak her iki ortama da vakıf olma şansını yakalıyor, uslu çocuk olmanın gereği bir kenarda oturup konuşulanlara dikkat kesiliyordum. Hal hatır sorma ile başlayan bu sohbetlerde, havaların durumundan çocukların okuluna, ilginç hikayelerden ibretlik sonlara pek çok konuya temas ediliyor ve konu dönüp dolaşıp memleket meselesine geliyordu. Bu konuda ağızdan ağıza dolaşan ezber ifadeler sıralanıyor, rüşvetçi devlet adamlarına kızılıyor ve Türkiye’nin tırnak makasını bile üretemeyen bir ülke olduğu noktasında mutabık kalınıyordu.

O günlerde yapılan bu konuşmalar garip bir ülkede yaşadığımı fark etmemi sağlamış ve adını çok sonra koyabildiğim bir beklenti duygusu sarmıştı beni. O beklenti “Türkiye bundan sonra böyle olmayacak” cümlesi ile içimdeki somut halini almış oldu. Bir gün Türkiye problemlerini çözecek, kendi ayakları üstünde duran bir ülke olacak, her bir vatandaşın şikayet ettiği ne varsa, düşük ücret, yüksek vergi, akaryakıt zammı, el yakan faturalar ne varsa çözüme kavuşacak, hak ve özgürlükler adil bir şekilde dağıtılacaktı. Öyle ya bu hep böyle sürecek değildi ki, Türkiye bu kör topal yolculuğuna son verecek, makus talihi dönecek, her gecenin bir sabahı, her darlığın bir bolluğu olacaktı. Aradan geçen onca zamana rağmen bir çocukken taşıdığım bu beklentiyi bir çocuk sahibi iken hala taşımaya devam ediyorum “Türkiye bundan sonra böyle olmayacak”
Yaklaşan bir seçim var. “Hizmete talibim”, “çalmayan, çırpmayan, içinizden biri” tarzı söylemlerin havada uçuştuğu bir seçim furyası var karşımızda. Onlarca aday adayının konuşmasını dinledim, pek çok kataloğu inceledim. Aslında herkes neler döndüğünün farkında. Her ne kadar önü çıkarılan şey dürüstlük vurgusu olsa da kelime aralarına sinmiş ikiyüzlülüğü görmemek mümkün değil. Bu ülkede siyaset kurumuna, siyasetçilere güven yok. Halk , kapısını çalanların, yüzüne gülenlerin, çok namuslu kimseler olduklarına inandırmaya çalışsalar da, yarın hırsızlık yapacağını biliyor. Yıllarca sağcısı da solcusu da bu memlekette hırsızlık yaptılar, şimdikiler en azından bir şeyler veriyor da çalıyor diyor sokaktaki adam.

Peki böyle mi olmalıydı? Bu kadar çaresiz, bu kadar alternatifsiz, bu kadar güvenden yoksun mu olmalıydık? Sandık başına giden herkes hangi partiye oy verirse versin kendine bile itiraf edemediği bir ümitsizlik ile mi oy vermeliydi? Ceplerimiz sadece asgari tutarını ödeyebildiğimiz kredi kartları ile doluyken bu şişirilmiş, bu sahte refaha mı aldanmalıydık? Ne anlama geldiğini bile bilmediğimiz ekonomik göstergelerle, enflasyon rakamlarıyla, neye faydası dokunduğunu bile bilmediğimiz kişi başına düşen gayri milli hasılamızla mı övünmeliydik? Yıllarca bin bir çile ile inşa edilen, inananların tırnaklarıyla kazıyarak oluşturulan bu Müslüman kimliği, birkaç hırsızın, birkaç yolsuzun, birkaç saygısızın yüzünden kirlenecek miydi? Peygamberlik kendisine gelmeden önce bile en önemli özelliği “Eminlik” olan bir Peygamberin, “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” hadisine rağmen, Müslümanlık tekinsizlikle mi anılır olacaktı? Birkaç akçe kazanmak için paha biçilmez değerlerimizi hiçe mi sayacaktık. Öğretmenlerimiz, memurlarımız aman evim, aman arabam, aman çocuğun koleji delisi olacak, aldığı %3 zamma rağmen aman istikrar bozulmasın masalı mı anlatacaktı yüzümüze? Artık dünya yansa bir kalbur samanınız var. Artık koltuk ısıtmalı arabalarınız, artık yazlıklarınız, artık tam güvenlikli rezidanslarınız var, artık herşeyiniz var. Ama davanız yok. Onlar her işi kendilerine teslim edilebilecek güvenilir kimselerdir imajı yara aldı maalesef.

Çözüm nedir? Çözüm terk ettiğimiz veya yarım yamalak kıldığımız namaza tekrar başlamakta. Çözüm o çok yoğun işlerimiz nedeniyle belki artık yıllar geçmesine rağmen elimize alamadığımız Kur’an’ı önümüze koymakta. Sizinkilerden bir yol olmaz gel bizden aday ol, gel seni şuraya müdür yapalım, gel sana şu makamı verelim diyenleri ve bol akçeli işleri elinin tersiyle itip, “Sizin değiştirmek için gelip, bir parçası haline geldiğiniz bu düzeni, insanları üretici olarak köle gibi çalıştırdıktan sonra üretilenleri alıcı olarak aynı kitleye pazarlayan bu sistemi toptan değiştirecek, sizin kaybettiğiniz bu imtihanı kaybetmeyecek, dürüstlükten ve adaletten sapmayacak, karşımıza mezar taşımızı çıkarsalar, davamızdan dönmeyeceğiz” diyenlerin yolundan gitmektir çözüm. Yeniden ihlasa sarılmalı, ‘Türkiye’nin bundan sonra böyle olmayacağına’ inanmalı ve bunun ancak Milli Görüş zihniyeti ile sağlanacağını bilerek, yolumuzun değerini bilerek hareket etmeliyiz.

Öldüren de dirilten de Allah’tır. Onlar “öldüler” dediler diye ölecek değiliz merak etmeyin.

Süleyman Atıf / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,4 puan)/15
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500