Neden Milli Eğitim?

12.12.2014 14:26:32

Ey milli görüşçüler! Bundan sonraki ilk hedefiniz 2. Yalta toplantısı ve yeni bir dünyayı kurmaktır!

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Maarifte birinci sloganımız “MİLLÎ MAARİF” sözüdür. Bu sistem maddeci ve renksiz maarifin karşısındadır. Bugün mekteplerimizde din derslerine gereken ehemmiyet verilmiyor. Jimnastik dersi, musiki dersi mecburî olduğu halde din dersleri ihtiyarî yapılmıştır. Mektep saat 5’te kapanıyor. Din dersi çoğunda mektep kapandıktan 2 saat sonra, saat 7’de başlıyor. Maalesef bazı mekteplerde mevcut aşırı solcu hocalar din dersine giderseniz benim dersimden sınıf geçirmeyeceğini diye tehditte bulunuyorlar.

Bizim kuracağımız yeni maarifte daha ilkokulun birinci sınıfından yüksek tahsilin son sınıfına kadar bugün yaygın olan maddeci zihniyet orta yerden kalkacak ahlâkî ve manevî zihniyet temel olacaktır. Bugün maarifimizin ilkokulun birinci sınıfındaki alfabesi “Kaya uyu, uyu, yat, yat uyu” diye başlıyor. Bizim kuracağımız yeni maarif de çocuklara her şeyden evvel kâinatın yaratıcısı tanıtılacak ve ondan sonra ela “Uyu uyu yat uyu” yerine MEHMET KALK UYAN ÇALIŞ diye yola çıkılacak.

MİLLETİMİZ BÜYÜK ve şerefli tarihi boyunca ilim ve faziletin bayrağı olmuştur. Büyük âlimler yetiştirmiştir. Büyük arifler yetiştirmiştir. Bütün dünyaya ilim ve irfan saçmıştır. İlmin, fennin, irfanın, ahlâk ve faziletin kısacası maddî ve manevî medeniyetin bayrağı olmuştur.

Manevî ilimlerdeki dünyaya ışık saçan müstesna yerimiz yanında müspet ilimlerinde kurucuları biz olmuşuz. Cebirin, Logaritmanın, Sıfır mefhumunun, Hendesenin, Fiziğin, Kimyanın, Astronominin, Tıbbın, Tarihin, Coğrafyanın kurucusu Müşahede ve İstatistik, İstikra ve Tahlil metotlarının bulucusu ve bunların Avrupa’ya öğreticisi bizim milletimiz olmuştur.

Fransız Üniversitesi İlimler Tarihi Profesörü Hartmel’in bir arkadaşımıza söylediği söz ne kadar manalıdır.

“Sayın dostum; siz milletiniz şu sayıların ondalık sistemini, toplamayı, çıkarmayı, çarpmayı ve bölmeyi bize öğretmeseydi, Avrupa olarak bugün bizim halimiz ne olurdu? Siz bugün bizdeki bu toplama, çıkarma, bölme, çarpma için her mağazada, her dükkânda, her araştırma laboratuarımda sizin bu buluşunuzu bir defa kullandığımız zaman size 1 para patent hakkı isteyecek olsanız bizden, biz de size ödemeye mecbur olsak her sene 10 tane Paris’i, 2 tane Londra’yı, 15 tane New York’u size verseydik acaba hakkınızı ödeyebilir miydik.”

Batı bizden aldığı ilimlerden bugün belki geçici olarak bizden daha iyi faydalanıyor. Ama erbabınca malûmdur ki batı gelmiş tıkanmıştır. Batının bugün tıkandığı ilim sahasında onun beklediği büyük hamleleri yine bizim milletimizin yapacağına inanıyoruz. Daha iki asır evveline kadar Paris’te, Sorbonne Üniversitesi’nde kürsüye çıkan profesörler bize bizim âlimlerimizin ilim kıyafetini giymeyi bir iftihar vesilesi sayıyorlardı. Hâlbuki bugün ne halde-yiz? Bugün maarifimizin hali nedir? Bugün bir bakıma kendi maarifi kendisi için insan yetiştirmeyen tek millet haline geldik. Öğretimimize kendi tarih hazinelerini kötülemek için yok farz etmek, küçük göstermek için her şeyi koyduk. Asırlarca bütün insanlığa ışık tutmuş bir millet olduğumuz halde gittikçe kendi manevî çıkmazları içinde bulunan ve imdat isteyen Batının yetersiz dünya görüşünü gaye imiş gibi göstermeye özenen şahsiyetsiz, mukallit, cüce, sunî hedefler önümüze çıkmaya başladı. Yabancı fikirlerin komünist veya kozmopolit zihniyeti halinde gelen iki başlı manevî istilâ hareketlerine karşı memleketimizde manevî âlemimiz başıboş ve sahipsiz kaldı. Manâ istilâcılarının kendilerinin ev sahibi olduklarını rahatlıkla iddia edebildikleri ve hakikî ev sahibinin ise kendi fikrî evine yabancı olacağı manevî bir hava doğdu.

Bugünkü Maarifimiz ne haldedir? Çok partili hayata girdikten sonra geçirdiğimiz yakın durumda maarifimize kısaca göz atalım.

Bu çeşit tutumların neticesi olarak çocuklarımız millî şuur ve şahsiyetten uzak kaldı. Erkek oldukları halde omuzlarına kadar saç bırakan evlâtlarımız çoğalmaya başladı. Babalarına, kendi babalarına moruk; analarına koca karı diyen çocuklar ortalığı kaplamaya başladı. Ve bütün bunların neticesi olarak da en büyük ilim yuvası olması lâzım gelen müesseselerimizin içerisi, geldi geldi bomba ve dinamite dayandı.

Bizim kuracağımız yeni maarifte daha ilkokulun birinci sınıfından yüksek tahsilin son sınıfına kadar bugün yaygın olan maddeci zihniyet orta yerden kalkacak ahlâkî ve manevî zihniyet temel olacaktır. Bugün maarifimizin ilkokulun birinci sınıfındaki alfabesi «Kaya uyu, uyu, yat, yat uyu» diye başlıyor. Bizim kuracağımız yeni maarif de çocuklara her şeyden evvel kâinatın yaratıcısı tanıtılacak ve ondan sonra ela «Uyu uyu yat uyu» yerine MEHMET KALK UYAN ÇALIŞ diye yola çıkılacak.

Anayasanın 10. ve 14, maddelerinde ifadesini bulan insanın manevî varlığının gelişmesi ve yine Anayasanın 11. 19. 22. 26. ve 29. maddelerinde hassasiyetle üzerinde durulan ahlâk ve fazilete dayalı bir cemiyet nizamı zaruretini kabul eden maneviyatçı ve ahlâkçı görüş maarifimizin temel esası olacaktır.

Manevi kalkınma ve maarif

Maarifte gayemiz manevî kalkınmamızın sağlanması ve milletimizin muasır medeniyetin her bakımdan üzerine çıkabilmesi ve örnek bir medeniyet kurabilmesi için büyük ve şanlı tarihimizle iftihar eden mazisine bağlı, anane ve örflerini hürmet ve saygı ile muhafaza eden, her türlü taklitçilikken uzak, millî şahsiyetini müdrik, her gün bir öncekinden daha ileri olmak imanı ve azmi ile şahlanan bir şuura sahip yeni nesilleri yetiştirmek, maarifte ana gayemiz olacaktır. Böylece bugünkü maddeci ve renksiz maarif yerine millî maarifi kuracağız. Maarifte birinci sloganımız “MİLLÎ MAARİF” sözüdür. Bu sistem maddeci ve renksiz maarifin karşısındadır. Bugün mekteplerimizde din derslerine gereken ehemmiyet verilmiyor. Jimnastik dersi, musiki dersi mecburî olduğu halde din dersleri ihtiyarî yapılmıştır. Mektep saat 5’te kapanıyor. Din dersi çoğunda mektep kapandıktan 2 saat sonra, saat 7’de başlıyor. Maalesef bazı mekteplerde mevcut aşırı solcu hocalar din dersine giderseniz benim dersimden sınıf geçirmeyeceğini diye tehditte bulunuyorlar. Ve çok kere 2 bin mevcutlu mektepte yalnız 50 kişi din dersine giriyor. Din derslerine gidiyor da ne oluyor. Bugün çocuklarımıza din dersini layığı ile öğretecek ehil hoca bulmak büyük mesele haline gelmiştir. Hâlbuki bu ho-cayı bulsak çocuğumuza din dersini ehil hoca ile verdir-sek yine maksut hâsıl olacak mıdır?

Cehalet Maarifi

Bugünkü sosyoloji kitabının baş taraflarında daha yeni yetişen körpe evlâtlarımıza şu telkinat yapılıyor:

İlk insanlar mağaralarda yaşardı. Ateşe, suya, ihtiyaç duymaya başladılar. Ama bu arada zelzeleler oldu, gök gürültüleri oldu. Bu tabiat hadiseleri karşısında korktular. Bu korku onları sığınacak bir yer aramaya yöneltti. Ateşe, güneşe tapmaya başladılar. İşte din böyle başladı. Din denilen şey insanların tabiat hâdiseleri karşısında duydukları korkudan ibarettir. Bu zamanla değişe değişe İslâmiyet’te tevhit akidesi halini almışsa da din, aslen değişmez, din insanların tabiat hadiseleri karşısında duydukları korkudan ibarettir. Yoksa hâşâ Cenabı Hak insanlara kitap göndermemiştir. Böyle şeyin aslı yoktur diyor.

Yine sosyoloji kitabının 544. sayfasında: Kâbe şöyle izah ediliyor: Eski Yunanlılar putlara taparlardı. Putları Akropole koyarlardı. Araplar da putlarını Kâbeye koyarlardı. Kâbe Arapların put hanesi gibi bir yerdir. Hiç şüphesiz bu sözlerin ilimle uzaktan yakından bir alâkası yoktur. Dinlerin esası bugün ilmî hakikat olarak ortadadır. Bu kitapta tanıtılmak istenen şekilde değildir. Çünkü kitapta «İslâmiyet’ten altı yüz sene önce eski Yunanda çok putlar vardı. Tevhit akidesi değişe değişe meydana gelmiştir» deniyor. Hâlbuki Müslümanlıktan iki bin sene önce Hazreti Musa o da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Bugünkü ilmî hakikatler ortadadır. Ondan üç bin sene önce İbrahim Aleyhisselâm da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Beş bin sene önce Nuh Aleyhisselâm da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Bunlar ta Nuh Aleyhisselâm zamanından kalan tarihî eserleri ellerine alıyorlar, Nuh Aleyhisselamın gemisi Ağrı dağındadır, deyip yollara çıkıyorlar da o tarihî eserlerin üzerindeki satırları okumayı hiç akıl etmiyorlar mı? Aynı eserlerde baksınlar görsünler ki Nuh Aleyhisselâm Cenabı Hakka nasıl yalvarıyor. Onun da akidesinin Tevhit akidesi olduğunu bilsinler. Bunlar ne gösterir. Âdem Aleyhisselâm’dan beri Tevhit akidesi geliyor. Bazı topluluklar ondan sapmış, nefislerine esir olmuş, putperest olmuş. Sonradan da helak olmuş. Eski Yunan bunlardan biridir.

Bu çeşit misallerin bulunuşu dinin hakikatini ortadan kaldırmaz. Öbür yandan Kâbei Muazzamaya bir insanın put hane demesi için deli olması lâzım gelir. Her ne kadar Asrı Saadetten önce müşrikler zamanında Kâbei Muazzamaya bazı putlar konmuş ise de Kâbe-i Muazzama yeryüzünde ta Âdem Aleyhisselamdan beri Tevhidin sembolü olmuştur. Yeryüzünde İbrahim Aleyhisselâm tarafından Cenabı Hakka ibadet için yapılan ilk mescit olmuştur. Ve Kâbei Muazzama aslında her zaman her devirde Tevhidin sembolü olmuştur. Putperestliğin tam tersidir. İşte ilmî hakikatler bunlar.

Yine Psikoloji kitabında: Akıl var zekâ var, dikkat var deniliyor. Ve «İşte maneviyat bundan ibarettir. Bitti her şey» deniyor. Bunları okuyan çocukta akıl var ise demek ki ben bankayı soyarken aklımı kullanacağım diyor. Dikkat var ise demek ki ben bankayı soyarken yakalanmamak için dikkatli olacağım diyor. Zekâ bu ise çok zeki davranıp bankayı soyacağım diyor. Neden böyle diyor? Bu mekteplerde okuyan yeni yetişen evlatlarımız. Çünkü bugünkü mekteplerimizde akıl var, zekâ var, dikkat var, kitabın içerisinde bu teneke mefhumlar basmakalıp ezberlettiriliyor da bir insan niçin bankayı soymaması lâzım gelir, bu temel zihniyet çocuğa verilmiyor. Temiz para nedir? Kirli para nedir? Bu çocuğa öğretilmezse bu çocuklar mutlaka banka soyguncusu olur. Bu zihniyetle yetişen memur mutlaka rüşvetçi olur. Her işin başı mide, her işin başı para denirse.

Milli Görüş (1975), Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, İstanbul: Dergah Yayınları




10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,6 puan)/6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500