Papa bizim neyimiz olur?

11.12.2014 16:50:57

Bir papa rüzgârıdır geldi geçti. İçimizde ne de çok papa sever varmış da, haberimiz yokmuş. Sanki Hristiyanların dünya lideri değil de, Müslümanların halifesi geliyor gibi sevinçle propaganda yaparak karşısında büyük bir huşu içinde hizaya geçtiler.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Bir papa rüzgârıdır geldi geçti. İçimizde ne de çok papa sever varmış da, haberimiz yokmuş. Sanki Hristiyanların dünya lideri değil de, Müslümanların halifesi geliyor gibi sevinçle propaganda yaparak karşısında büyük bir huşu içinde hizaya geçtiler.

Tabi ki çok büyük bir yanlış oldu. Meselenin neresini ele alalım, bilmiyoruz.

Konuya rahmetli Erbakan Hocamızın 2006 yılında İstanbul’da “Papa Gelmesin Mitinginde” söylediği tarihi bir cümle olarak sarf ettiği şu sözüyle başlamakta yarar görüyoruz. “Papaya gelme demiyoruz, gelmesin diyoruz. Çünkü onu muhatap almıyoruz.” Merhum Ömer Nasuhi Bilmen Hoca efendinin İstanbul müftüsü olarak gösterdiği tavır da belleklerdedir.

Aslında diplomatik ilişkiden öte “Müslümanca tavır” sergilenmesine öncelik verilmeliydi.

Davetin şekli ve zamanlaması yanlıştı. Bir Müslüman için, papaya “Kutsiyet penahları” sıfatını yakıştırmak ve ifade etmek ne kadar doğru.

İlk davetli olması ayrı bir ayıp. Çünkü “ilk” olmak önemlidir. Ülkemizin cumhurbaşkanları ve başbakanları resmi ilk ziyaretlerini Kıbrıs’a veya Azerbaycan’a yaparlar. Bununla dünyaya “devletimizin önceliği bu ülkedir” mesajı verilir.

Devletler hukuku açısından yaşanan süreç çok önemli ve tehlikeli. Dünya siyasetinde papanın konumu hafife alınmamalıdır. Karşı çıkanları önyargılı olmakla itham ediyorlar. Bizimki “fanatik partili düşmanlığı” değil; Müslüman kimliğimizin gereğidir. Diplomatik zaferler, böyle sıradan sanılan ziyaretler ve bu tür girişimler sonucu elde edilir. Yani bunun kokusu sonra çıkar.

Yeni bir elbise ilk defa cenazede giyilmez. İlk giyiş temiz ve hayırlı bir şey için olur. Bu noktada yeni inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayının ilk resmi yabancı ziyaretçisinin papa olması son derece dikkat çekici, kötü ve bahtsız bir durumdur. Son derece yanlış bir tercih olmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmede, Papa Francisco’nın isteğiyle başörtülülere hakaret eden sanatçı(!)nın tercüman olması da manidardır.

Gülüp geçiyorum; “Cumhurbaşkanımız papayı ayağına çağırdı!” sözüne. Ancak bu kadar aşağılık dalkavukluk ve yağcılık olur.

Madem papayı ayağına çağıracak kadar siyasi gücü varsa, Suriye, Arakan, Irak, Afganistan ve daha nice İslam beldelerinde dökülen kanları engellemediği için sorumludur.

Papayı davet etmişler. O da Hristiyan dünyasının yüz yıllardır süren problemini çözmeye gelmiş, Fener Rum Patriği Bartholomeos’a sarılıp birlik mesajları vermiş. Ne diyelim, iyi halt etmişsiniz. Yüzyıllardır gerçekleşmeyen olay sayenizde başarıldı. Bu başarıda (!) emeği geçenleri tebrik(!) etmek lazım herhalde…

***

Aziz kutsiyet penahlarının (!) kendisi de tribünlere oynayan, hangi karakterde bir şahsiyet olduğunu ortaya koydu. Özel uçakla geleceksin, Renault Symbol marka otomobile bineceksin. İnsanların gözünün içine baka baka kimi kandırdıklarını sanıyorlar?

Kendisi ne Türkiye ne de İstanbul demeden, Konstantinopolis’e gideceğini belirtmekle gizli ajandasını ortaya koydu.

Ezan eşliğinde camiye girdi diyerek, salavat getirip saygı duymamızı bekliyorlar. Sanki iman etti.

Türkiye’ye özel dua buyurmuş (!), bedduası olsa ne yazar ki! Kim oluyor da bize dua ediyor? Bir Müslüman’ın, Hristiyan’ın duasına ne ihtiyacı var? Bunun nerede yeri var?

Papanın sıradan bir cami olmayan Ayasofya’yı ziyaret etmesi dünya tarihi açısından tehlikeli bir gelişmedir. Ayasofya, Müslümanlar için fethin sembolü olan simgesel bir yapıdır.

Hristiyanlar içinse, “Kâbe” statüsünde yüzyıllardır ele geçirmeyi hayal ettikleri bir yerdir. Zaten şaibeli bir kararla ibadete kapatılması ayrı bir dert ya.

Papalığın üçüncü bin yılda Anadolu’yu Hristiyanlaştırma projeleri olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda tarihte dört defa Türkiye ziyareti olup, ilk iki ziyaretin Demirel döneminde (1967, 1979) son iki ziyaretin ise (2006, 2014) bu hükümet döneminde gerçekleşmesi dikkat çeken bir husustur.

Bütün papa ziyaretlerinin kiliseler arası birleşme amacı taşıdığı ve papanın Katolik dünyasının lideri olmasına rağmen gelişlerini İstanbul’daki Ortodoks Kilisesi’ni kuruluşunun yıldönümü kabul edilen 30 Kasım’a denk getirmeleri tesadüf değildir.

Bütün olumsuzluklara rağmen Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez’in, “Dinler arası diyalogdan vazgeçelim, barışa katkı için ortak adım ne olabilir bunun üzerinde konuşalım” mealinde sarf ettiği sözleri yüreklerimize su serpmiştir.

Bu arada “Papaya gelme!” diyen kanaat önderlerine sesleniyoruz. Yüreğiniz yetiyorsa bir çift de onu çağıranlara lafınız olsun, “Niye çağırdınız?” deyin.

Çağdaş haçlı seferlerinin yeni versiyonuyla yeryüzünde dökülen Müslüman kanının en büyük sorumlusu ve baş tahrikçisi papanın bizzat kendisidir.

Tarih boyu yaptıkları da bugünkü icraatları da ortadadır. Halen bunları anlamayarak saf numarasına yatılmasını anlamak anlamsızdır. Müslüman feraset ve izzet sahibi olmalı!

Sahi PAPA bizim neyimiz olur ?

Dr. Necmettin ÇALIŞKAN / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,2 puan)/9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500