Hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız

07.12.2014 19:11:28

Henüz 12 yaşında olan Mary, arkadaşı Ayşe ile oynamak için onların evine gider. Mary ile Ayşe salonda masa başında oynarken, Mary’yanın ilgisini diğer köşede televizyonda film izleyen başı örtülü anne çeker...

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

“Aaa ben bu filmi biliyorum, bu çocuk İshak!”

“Hayır O çocuk İshak değil, İbrahim!”

“Hayır O İshak, bu hikaye bizim kitabımız İncil’de geçiyor.”

Henüz 12 yaşında olan Mary, arkadaşı Ayşe ile oynamak için onların evine gider. Mary ile Ayşe salonda masa başında oynarken, Mary’yanın ilgisini diğer köşede televizyonda film izleyen başı örtülü anne çeker. Bir süre anneyi izledikten sonra gözlerini ekrana çevirir ve hayret etmiş bir ses tonuyla yukarıda bahsettiğim cümleler ağzından dökülür. Annenin flamenkçesi yeterli olmadığı için konuyu izah edemez. Arkadaşı Ayşe’de bu konuda bilgi sahibi olmadığı için Mary’ye gerekli bilgiyi veremez. Mary kafasında oluşan soru işaretlerine daha fazla dayanamayıp İslam’ı ciddi manada araştırmaya karar verir. Öyle ki araştırmaları neticesinde İslam’ı seçer ve hayatına Müslüman olarak devam eder.

Bu olayı Hristiyanlıktan İslamiyeti benimseyerek, hayatını İslam’ın gerekleri üzerine yaşamaya karar veren Hollandalı Mary, kendisiyle yapmış olduğumuz söyleşi esnasında anlattı. Hidayetin nerede, ne zaman ve nasıl vesile olacağını bilemeyiz ama bu güzel ve önemli olaya vesile olabilmek için de çalışmamız gerekir. Nasıl mı?

Tabi ki her şeyden önce, bulunduğumuz mekanlarda bize yakışan davranışlar sergileyerek buna başlayabiliriz. Bize yakışan derken, tabi ki “Müslüman kimliğini” kastediyorum. Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki, siz kendi kimliğinizden önce inandığınız dinin kimliğini taşıyorsunuz. Bunu isteseniz de istemeseniz de karşınızdaki, etrafınızdaki insanlar öyle değerlendiriyor. Bu yüzden sonradan İslam’ı seçmiş, Müslüman olmuş insanlar hep genelde şunu söylerler, “İslam’ı seçmeden önce Müslümanları tanısaydım, sanırım İslam’ı seçmezdim.” Maalesef üzücü bir durum ama gerçeği yansıtmıyor da değil! Etrafımıza baktığımızda, hatta aynaya baktığımızda göreceğiz ki, gerçekten inandığımız dine o kadar uzak bir hayat yaşıyoruz ki!

En ufak başımız sıkıştığında dahi küçük yalancıklar (!), pembe yalanlar (!) söylemekten hiç çekinmiyoruz. Hatta gün içinde yalan söylemeye o kadar çok alışmışız ki artık farkında bile olmuyoruz. Bu arada yalanın küçüğü, yalanın pembesi diye bir şey de olmaz! Yalan yalandır! Hiç farkında olmadan hırsızlık yapabiliyoruz. “yok artık daha neler?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, ibadetlerimize ayırmamız gereken zamanımızı boş hevalar peşinde koşarak ibadetimizden hırsızlık yapıyoruz aslında. Ailemize ayıracağımız zamanı, dizi ve film izleyerek onların hakkını çalıyoruz. Hatta daha da ileri giderek, kendimizin en büyük hırsızı yine biz kendimiziz. Onca zamanımızı kendi gelişimimiz için harcayacağımıza vaktimizi boşa harcıyoruz. Hırsızlık yapmak için ille de banka, ev veya insan mı soymak gerekiyor?

Kendi kendimizle yüzleşme zamanı gelmedi mi daha? Mahşerde hesap günü gelmeden kendi kendimizi hesaba çeksek hiç fena olmaz sanırım! Komşuluk ilişkilerimizi tekrar gözden geçirmeli ve komuşularımızla ilişkilerimize özen göstermeliyiz. Aile içi huzurumuzu tekrar elde etmenin yollarını aramalıyız. Yani artık işaret parmağımızı karşımızdakine değil, kendimize doğrultarak kendimizi düzeltmenin yollarını aramalıyız. Hiç bir zaman hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız.

Havva Koç / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,3 puan)/13
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500