Atın Ölümü İstikrardan Olacak

03.12.2014 16:03:58

Bir işadamları derneğinin yapmış olduğu bir fuarın sponsorluğunu yapan otuz beş firmadan sadece beşinin üretim yapıyor olması düşünmek için yetmez mi!

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Bir işadamları derneğinin yapmış olduğu bir fuarın sponsorluğunu yapan otuz beş firmadan sadece beşinin üretim yapıyor olması düşünmek için yetmez mi! Sadece 2001 krizi üzerinden yapılan ekonomik değerlendirmelerle sadece doğruları söylüyor ancak gerçekleri gizliyoruz. Gerek kendimiz gerekse ülkemiz hakkında aldığımız kararların sonuçlarını, süreç olarak da sonuç olarak da birlikte değerlendirmek, karşılaştırmalı analizler yapmak gerekiyor. Şimdi bu gözle, hiçbir tarafın mensubu ya da hiçbir kimsenin adamı olmadan ekonomiye bir göz atalım.

Ekonomide yaşananlar, istikrarla kalkınmanın ayrı şeyler olduğunu gözler önüne seriyor. AB, IMF, Dünya Bankası reçeteleri istikametinde izlenen politikalarla istikrar, disiplin ve ekonomide bir gelişme kaydedilse de, yüksek dış borç, yüksek cari açık ve küresel şartlarındaki değişim gizlenemiyor. Sadece bu yıl borç ödemesi için 220 milyar dolar gerekiyor. Devlet, 2024 yılı için borçlanmaya çıkıyor. Daha derinde, inşaat-emlak gibi verimsiz alanlara dalan Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayanan bir ekonomiye nasıl geçeceği ve orta gelir tuzağından nasıl kurtulacağına dair bir vizyon ise yok.

Yapılan araştırmalar, “Türkiye’nin Cumhuriyet’in ilk döneminde (1923-1938) yıllık yüzde 7.4 büyüme ortalaması yakaladığını, 1938-1950 arası dönemde ise büyüme oranının yıllık ortalama yüzde 1.2 olduğunu gösteriyor. 10 yıllık Adnan Menderes döneminde yüzde 6,3 büyüyen Türkiye ekonomisi, 1965-1971 arası 6 yıllık Süleyman Demirel döneminde yüzde 7,3, 1983-1991 ANAP döneminde yüzde 5,1 büyüdü. Erdoğan’ın ilk dönemi 2002-2006 arası yılda ortalama yüzde 7,2 büyüme yakalansa da 2007-2013 arası büyüme yüzde 3,4 olmuş, ortalama olarak geçmiş tek parti dönemlerinin gerisinde kalmıştır. Ama karşılaştırmalar koalisyon dönemleri (1998-2001) ile yapıldığında ekonominin tuzu kuru gösterilmeye çalışılıyor.

Hükümet seçimle uğraştığı için ülkemizde asıl yapılması gerekenler yapılmadı. Ülkemizde işsizlik çift haneli rakamlara ulaştı (Ağustos 2014’te %10,1). Enflasyon çok yüksek, Ekim 2014’de %9’lar düzeyinde gerçekleşti. Döviz fiyatları artıyor. Büyüme hızı azalıyor. 2014 yılı 2. çeyreğinde büyüme %2,1’e düştü. Halkın ekonomik durumu kötü, çiftçi, işçi, memur, emekli, esnaf geleceğinden tüketiyor. Ekonomik uygulamalar üretime dönük yatırımları harekete geçiremiyorsa, cari açık giderek büyüyorsa, işsizlik azalmıyor, artıyorsa, bölgeler arası kalkınmışlık giderilemiyor ve iç göç önlenemiyorsa, ülkenin borç yükü artıyor ve gelir dağılımında adaletsizlik kötüleşiyorsa o ekonomi politikalarında bir yanlışlık var demektir. Banka patronları kâr rekoru kırarken, işçiler asgari ücrete mahkûm ediliyorsa, AVM’lerle övünürken, ayakkabı alamadığı için aynı AVM’nin içinde canına kıyan genç sayısı artıyorsa, durun kalabalıklar: Bu atın ölümü istikrardan olacak!

Hem iktidarı hem de muhalefeti ciddi sorunları hangi vizyonla nasıl çözeceğine yönelik tartıştırmak gerekiyor. Bu tartışmayı perdelemek, kamplaşmayı tetiklemek, milleti kutuplaşmaya yönlendirmek sadece başını kuma gömmek isteyenler için makul görülebilir. Meselelerde ikna edici vizyonu olanlar, Türkiye’nin geleceğine şekil verecekse bu, ekonomiyi bir amaç değil araç görebilen zihniyetle olacaktır. Çünkü ekonomi politikalarının hedefi, insanlarımızı mutlu etmektir. Bu ise, sadece içinde sülfürik asit (borç) olan çikolata (kredi) vermekle gerçekleşemeyeceği gibi, algı operasyonlarıyla da gizlenemez.

İbrahim Veli / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,2 puan)/5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500