Medine değil, yesrib dönemi

17.09.2014 14:54:54

62. Hükümet Programı, taşıdığı zihniyet olarak geçmişin devamı olduğu halde yeni bir dönem olarak kamuoyuna sunuldu. Önceki hükümet programlarından farklı olarak ilk kez dönüşüm programlarından bahsediyor, kentleşmenin önemine dikkat çekiyor olsa da 2000 sonrasında kendi ürettiği sorunları çözmeye çalışacağı ortadadır.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

62. Hükümet Programı, taşıdığı zihniyet olarak geçmişin devamı olduğu halde yeni bir dönem olarak kamuoyuna sunuldu. Önceki hükümet programlarından farklı olarak ilk kez dönüşüm programlarından bahsediyor, kentleşmenin önemine dikkat çekiyor olsa da 2000 sonrasında kendi ürettiği sorunları çözmeye çalışacağı ortadadır. Hâlbuki ülkemizin sorun üreten bir zihniyete değil, yeni yaklaşımlara ihtiyacı var.61. hükümet programının ne kadar başarılı olduğu sağlıklı bir şekilde değerlendirmeden 62. hükümet programıyla gündemi değiştirmek sadece gerçekleri örter.

“Yeni Türkiye”, yeni kabinede yapılan dört değişiklikle kurulamayacağına göre, ülkemizin öncelikli meseleleri yoğun çaba gerektiriyor. Bu açıdan 61. Hükümet Programı’ndan kopyala-yapıştır yöntemiyle aktarılmış bir görüntü arz eden yeni program şimdiden eskimiştir. Çünkü, Türkiye’nin kısır tartışmaların ötesinde kapsamlı bir “yenilenmeye” ihtiyacı vardır ve bunu vurgulayan, önceleyen ifadeler yeni hükümet programında yoktur. Taşeron işçileri, asgari ücretin açlık sınırının üstüne çekilmesi gibi ekonomik, boşanma oranlarındaki artış ve bonzai kullanım gibi sosyal sorunların çözümüne yönelik öneriler yoktur. İstikrarı korumaya çalışan ancak kalkınmayı sağlamayan sığ adımlarla, rakamsal oyunlarla mevcut sorunlar çözülemez. Sadece ekonomideki büyüklük yeterli olsaydı, ülkemiz neden insani gelişme endeksinde 69. sırada yer aldığı açıklanmalıdır.

Yeni hükümetin programında kaybettiğimiz değerlerimizi geri kazanmaya yönelik reformlar olmadan insani gelişmeden bahsedilemez. Görünürde büyüyüp gelişen ama değerlerimizin kaybolduğu şehirlerimizi geri kazanmak adına adımlar olmadan, kimlik inşasından dem vurulamaz. Davutoğlu’nun yeni hükümet programında yeni anayasa, HSYK’nın yapısında değişiklik, çözüm süreci ve üretimde teşvik gibi konular kadar, ehliyet ve liyakatin önemine vurgu yapan ifadeler neden bulunmamaktadır? Dün “gözü boyayan”, bugün “gözü korkutan” uygulamaların yarın “gözden düşen” bir ortam oluşturacağı unutulmamalıdır.

Bu millet, aynı yerden iki kez sokulmamalıdır. Mevcut yönetim anlayışının 2011 seçimlerinin ana gündemi olan “yeni anayasa” hususunu, dört yıl geçtiği halde hiçbir adım atmadan 2015 genel seçimleri için malzeme yapması komiktir. Üstelik bunu kamuoyuyla paylaşırken “Medine dönemi” vurgusu yapılması kandırmacanın boyutlarını göstermektedir. “Mekke dönemi”nin hangi sıkıntılarını çekmiş ki bu iktidar medine döneminden dem vurmaktadır. Bu kafayla devam edildiği sürece medine değil, yesrib (sarp / engebeli) dönemine geri döneceğiz. Çünkü artan şeyler; kalite, adalet, üretim, görgü ve huzur değil! Maalesef katlanarak artan şeyler; günü kurtaran, gücü önceleyen, işsizliği tetikleyen, ahlâksızlığı kamçılayan, huzuru kaçıran uygulamalardır.

Her yeni dönem siyasete yeni görevler yükler. Cumhurbaşkanı değişmiş, siyasi muhatap olmaktan çıkmıştır. Başbakan değişmiş, her adımı titizlikle incelenmesi gereken bir dönem başlamıştır. Bu açıdan önümüzdeki dönemde ülkemizde siyasete yüklenen yeni görevleri yerine getirebilecek köklü farklılıklara ihtiyaç duyacağız. Bu farklılıklar, siyasi hayatta ilkelerin hayata geçirilmesini sağlamaya yönelik olmalıdır. Çünkü, şehir (medine) ilkeler üzerine kurulur, kimlik bu ilkelerle şekillenir. İlkelerden yoksun, kimliğinden uzak bir millet, sarp (yesrib) kayalıklarda başını yarmak zorunda kalabilir. IŞİD’diniz değil mi!

İbrahim Veli / Milli Gazete

10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,9 puan)/16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500