Yeni Zamana Başlangıç ve Oruç

30.06.2014 07:03:27

Ali Haydar Haksal yazdı: 'Yeni Zamana Başlangıç ve Oruç'

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Zamanın akışı hızlı. Dönüp duruyor devran. Biz bu devranın içinde var olan bilinç sahibi varlıklarız. Zaman nasıl gelip geçer farkında bile olmayız. Kendimize bakıyoruz, akan zamana ve geçen yıllara. Altmış üç yıl. Bilebildiğim ve anımsayabildiğim kadarıyla beş ya da altı yaşımdan itibaren, o ağır hastalık dönemimdeki iki yılım hariç orucumu çok şükür ki hiç aksatmadım.

Zaman ve mekân bilinci hayat bilinci de getiriyor insana. Hayatın artık bir anlamı olduğu, belli bir düzeni ve akışı olduğu anlaşılıyor. Bu bilinç insanı daha duyarlı hâle getiriyor. Oruçlu iken çevremizde bulunan oruç tutmayanlar için elbette üzülürüz ve de hayıflanırız. Zorunlu haller dışındakileri ayrı tutarak bunu ifade ediyorum. O ağır hastalık dönemimdeki iki yıllık oruçsuzluk hâlimin bana ne kadar acı verdiğini anlatamam. Bunları anlatmam, bir övünç olsun diye değil, yaşanan bir bilinç sürecindeki hâlin bir izahı. Oruçlu insanlar arasında ilâç dahi almak çok ağır geliyor oruç bilinçli insanlara. Aşırı kilo vermem, halsiz düşmeme rağmen bu ruhu derinden yaşadım. Bu, oruç bilincini yaşayanlar için önemli bir durum.

İnsanız. İnsanî yükümlülük ve sorumluluklarımız var. Yola düştüğümüzden ve kendimizi bildiğimiz o ilk andan itibaren var olma bilincini adım adım olgunlaştırıyoruz. Var olma bilinci, kendimizi bilme duygusu yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı daha anlamlı kılar.

Zamanı kavramak ve anlamak anlamaya çalışmak yeni bir başlangıç olur insan hayatında.

Dönen zamanın çarkı; eşyanın, şeylerin, insanın ve doğanın üzerinden geçiyor. Değişen insan ve şeyler. Değişen her şeyin statik olanlar dışında insana bu yeni zaman içinde birçok şeyi algılatacağı kuşkusuz. Statik dile bildiğimiz şeyler bile insana farklı görünmeye başalar. Yazın kavuruculuğunda, ayazda, bir kayanın gölgesinin ne kadar kıymetli, önemli olduğu ancak o zaman kavranır ve anlaşılır. Her yeni zaman yeni bir anımsayış getirir. Yeni bir bilinç, yeni bir sezgi, yeni bir öz, duygu ve ruh. İnsanın en inceldiği zamanıdır bu. En duyarlı, en nazik, en kırılgan hali de denebilir.

İnsanın kendi var olan doğasında etrafına bakarken yeni bakış ve bir bilinç edineceği kuşkusuz. Açlık ve susuzluk, gerek zaman ve gerek mekân olgusu insanın dikkatini daha ihsas ettirir. Yer ve zamanın neler içerdiğini, ne anlama geldiğini kavrama adına önemli.

Elbette ki bu belli bir disiplin içinde gerçekleşiyor. Müslümanlar birbirilerine bakarlarken, izlerlerken hemen hepsi bir ruh bilinci yarışı içine girerler doğallıkla. Bu asla bir rekabet değil, asla biraz daha fazla müslümanım görüntüsü vermek değil, daha takvalı görünme çabası da değil. O an insan ancak kendi nefsine odaklanır, kendini hesaba çeker.

Hep bir özeleştiriden söz edilir insanoğlu için. Biri, birisi hakkında bir eleştiri yaparken, şöyle bir soruyu yöneltir muhatabına: “Sen kendini hiç hesaba çekiyor musun” ya da “Özeleştiri yapıyor musun?” Oruç ibadeti, yaşayışı ve bilinci aslında baştan sona insanın kendisiyle hesaplaşması, özeleştirisidir. Bunu, bir sorgulama anlamında değil yaşama anlamında gerçekleştirir. Çünkü her anı bir dikkat ve bir titizlik gerektirir.

Zaman kavramının bilinç düzlemi, süreci kendiliğinden gelişir. Günün, saatlerin, dakika ve saniyelerin bile bir anlamı, bir değeri, bir kıymeti olur.

İnsanın kendisini zamana ayarlaması, zamana göre duyarlı tutması bilinci az bir şey değil. Bu doğal akış içinde her şey anlamlıdır. Her insan, her eşya, her durum, her davranış. Çünkü üzerimize ağan bir rahmet sağanağı var. Biz farkında olsak da olmasak da bu, böyledir. Oruçtaki zaman coşkusu insanı birbirine karşı çok daha dikkatli kılıyor. Biliyoruz ki biz zaman ile bir sınanma içindeyiz. Zaten oruç zaman ile tayin edilir ve bilinir.

Oruç zaman içinde başkalarından gizlenilerek, ya da saklanılarak ya da başkalarına gösteriş olsun için yapılabilen bir ibadet değil. Olması da olanaksız. İnsan bu zaman akışı içinde bütün şeylere karşı sakınımlıdır. Siz çevrenizdekilere bakarken kimin sakınımlı olduğunu ya da olmadığını görebiliyorsunuz.

Oruçlu iseniz zamanı tutuyorsunuz.

Oruçlu iseniz zamana ayarlısınız.

Ve siz bir yaz zamanı orucunda kavurucu güneşin altında, kan ter içinde iken, kuruyan dudaklarınız, sizi basan hararet sizi zaten ele veriyor. Hayatın içinde iseniz ve var iseniz ister istemez orucun kendisiyle yoğunsunuz. Bu, kendini belli eder. Kendinizi neden ve kimden saklayabilirsiniz ki

Oruca yoğunlaşmak zamana yoğunlaşmadır.

İnsana, eşyaya ve mekâna.

Evim, çok şükür ki, bir nasiptir bu, Karaca Ahmet Mezarlığı’na bakıyor. Her ayağa kalkışımda, terasa çıkışımda Karaca Ahmet gözlerimin önünde. Dünün yaşayanları, kulları, Müslümanları bu kabristanda yatıyorlar ve oradan dipdiri durup akan insan seline bakıyorlar. Bakıyorlar ve görüyorlar. Çünkü onlar halleriyle oradadırlar ve vardırlar. Çünkü mezar taşlarında onları tanımlayan ifadeler var. Servilerin serin gölgesinde gelecek zamanı bekliyorlar. Geçmişte olduğu gibi. Bir ömür geçirmişler, bir dünya hali yaşamışlar, ve kendi paylarına düşen zamanı geçirmiş, tamamlamış ve oradaki ebedi hayata geçmişler, kendilerinden sonra gelecekleri bekliyorlar. Biliyorlar ki ve yaşamışlar ki, dünya hayatının sınırlı zamanı bir düş gibi geçip gitmiş ve o zaman bir düş gibi geride kalmış. Artık kendi gerçeklerini yaşıyorlar. Kendileri için hayıflandıkları gibi kendilerinden sonrakiler için de hayıflanıyorlar.

Ölenler için “Allah amelleriyle muamelede bulunsun” duasında bulunurken bile ona oruçlu hallerimizle rahmet dilemek durumundayız. Oruçlu zamanımızda olsun ya da olmasın Karaca Ahmet sakinlerini gördükçe ruhlarına gönderdiğimiz Fatihalar, dualar, yakarışlar sadece onlar için değildir, bütün Ümmet-i Muhammed içindir. Dünyanın hemen bütün mekânlarında bulunan bütün zamanlarını yaşamış olan Müslümanlar içindir. Müslüman bu zaman bilinci içinde asla bencil değildir. Kendi şahsını asla öncelemez. “Bütün Ümmet-i Muhammed” dendiğinde, kusurlusu, günahlısı, salihi, iyisi ya da kötüsü bütün Müslümanları içerir. Çünkü o bilir ki bağışlayıcı olan Allah bu dualar hatırına onların yüklerini hafifletir. Her Müslüman öldükten sonra diğer Müslüman kardeşinin duasının ve Fatiha’sının muhatabıdır.

Zaman kavramının önemi buradadır. Oruç bilinci olgusunun değeri buradadır.

Oruçla birlikte bütün Müslümanlar birbirlerini nasiplendiriyorlar. Dualarıyla, sevgileriyle, rahmet dilekleriyle. Bütün zamanları aşarak. İlk insan, ilk peygamber Hazret-i Âdem’den bu güne, bugünden yarına bütün zamanlar aşılarak bu devam ediyor ve edecek.

Yeni bir zamanın başlangıcında ve bilincindeyiz.

Yeni bir zamana yeniden oruç ile giriş yapıyoruz.

Yeni bir zamana, ana, duyarlık bilinciyle başlıyoruz.

Bu, oruçtur, ramazan ayıdır. Müslümanların kutlu zamanıdır.

Her zaman kutludur, değerlidir ama oruçlu zaman bilinci çok daha başkadır.

Şükür ki Müslümanız, şükür ki bilinç taşıyoruz, şükür ki zamanın kıymetini oruçla kavrıyoruz.

Yeni zamana selâm olsun.

Oruca selâm olsun.

İyiye, güzele, dostluğa, kardeşliğe selam olsun.

İnsanlığa bu güzel zaman başlangıcında selâm olsun.

Allah’ın yarattığı bu güzel an ve zamana selâm olsun.

Müslüman olma bilinciyle oruç bilincini buluşturanlara selâm olsun.

Oruç tutmayan kardeşlerinin de bu bilince dahil olması için selam ve dua olsun.

Allah’ın cenneti sonsuz, rahmeti sonsuz, sevgisi sonsuz. Onun varlık bilincindeki her insana oruç bilinciyle selâm olsun…


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,0 puan)/21
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500