ABD ile Rusya iki kutuplu dünya için anlaştı

13.04.2014 08:43:12

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin ile ABD’nin yeni stratejisini, Rusya Avrupa ilişkisini ve bölgemizde yaşanan olayları konuştuk…

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, her yıl yayınlanan ABD stratejik belgelerine göre ABD’nin yeni stratejisini anlattı. Rusya’nın Kırım’ı kendisine bağlamasına ABD’nin küçük itirazlarda bulunsa da sessiz kalmasını Rusya ile anlaştığı şeklinde yorumlayan Prof. Dr. Bilgin, soğuk savaş dönemindeki gibi iki kutuplu dünyanın yeniden inşa edilmek istendiğini iddia etti. “Son bir yılda Ortadoğu’da, Karadeniz’de, Kafkasya’da meydana gelen olaylar ABD’nin çok kutuplu sistemden iki kutuplu sisteme geçmek istediğine dair bize ipucu vermektedir” diyen Prof. Bilgin, sisteme şöyle örnek verdi: “Tıpkı soğuk savaş döneminde ABD ile Rusya arasındaki iki kutuplu sistem gibi…”

ABD ile Rusya iki kutuplu dünya için anlaştı

Timuçin Mercanoğlu'nun Röportajı

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, ABD stratejik belgelerine göre Çin’in 2030’da süper güç noktasına geleceğini belirterek ABD’nin bunu önlemek için geliştirdiği stratejilere dikkat çekti.

Büyüyen Çin Abd’yi Tehdit Ediyor

* Son birkaç yılda dünyadaki güç dengelerindeki hareketlilik yeni bir değişime mi işaret ediyor?

Her yıl yayınlanan ABD stratejik belgelerine göre ABD’nin 2050’li yıllara kadar olan dış siyasetindeki hedefi Çin’dir. Çünkü ABD istihbaratına göre Çin, 2030 yılından itibaren ekonomik ve askeri güç olarak ABD’yi yakalayacak. Dolayısıyla güç merkezi pasifik ve Uzakdoğu’ya kayacak. Küresel liderlik bu iki ülke arasında cereyan edecek.

* ABD Çin’e karşı nasıl bir strateji içinde olacak?

ABD, Rusya’nın eski Sovyetler dönemindeki gücüne yeniden ulaşmasını desteklemekle birlikte Rusya’nın Çin’le ilişkilerini zayıflatıp Çin’i yalnızlaştırmayı hedefliyor. Bunda başarılı olması halinde ABD, Çin’in büyümekte olan gücünü kırmak yönünde politikalar uygulayacağı aşikar.

Tek Kutuplu Ve Çok Kutuplu Politika Başarısız

* ABD’nin Rusya’ya gizli destek vererek eski gücüne ulaştırmak istemesi soğuk savaş dönemindeki gibi iki kutuplu dünyayı mı işaret ediyor?

Şiddete dayanan tek kutuplu ABD hakimiyetini savunan Bush yönetimi ve Neocon anlayışı iflas ettiği için Obama yönetimi gelmiştir. Dolayısıyla ABD yeni bir yönelime girdi. Dünya stratejisi çok kutuplu bir yönetim anlayışına dayanmaktadır. ABD bir taraftan Çin’in karşısında Rusya, Hindistan ve ikinci derecede güç olan Brezilya, Türkiye gibi ülkelerin inisiyatif almasını ve aynı zamanda birbirleriyle rekabet içinde olmalarını gözetleyen çok kutuplu bir siyaseti benimsemişti. Ancak bu sistem, ABD’nin düşündüğü gibi yürümemiştir. Son bir yılda Ortadoğu’da, Karadeniz’de, Kafkasya’da meydana gelen olaylar ABD’nin çok kutuplu sistemden iki kutuplu sisteme geçmek istediğine dair bize ipucu vermektedir. Tıpkı soğuk savaş döneminde ABD ile Rusya arasındaki iki kutuplu sistem gibi…

* Neden…?

Bunun sebeplerinden birisi Rusya’nın Çin’le birleşip Şangay Beşlisi oluşturmasıdır. ABD, Avrupa’ya istediği anlamda siyasi olarak gücünü kabul ettirememiştir. Ayrıca Ortadoğu’da da istediği düzeni tutturamaması ABD’nin çok kutuplu sistemden iki kutuplu sisteme geçmesine dair kuvvetli işaretler ortaya çıkarmıştır. Yine bu çerçevede ABD’nin soğuk savaş sonrasındaki politikasına baktığımızda yani 1990’lardan sonra ABD’nin dış politikasında bir dizi değişikliklerin ortaya çıktığını görüyoruz. 1990’lı yılların sonlarında ABD’nin dış politikası, kapitalizm ve ABD menfaatinin hakim olduğu tek kutuplu bir sistem anlayışına dayanmaktaydı. Ancak daha sonraki gelişmeler; önce 1991’deki Körfez Savaşı, 11 Eylül hadisesi, Afganistan’ın işgali, 2003’te Irak’ın işgali… Tüm bunlar ABD’nin tek kutuplu şekilde dünyayı yönetmeye gücü yetmeyeceğini ortaya koymuştur.

İki Kutuplu Dünya Daha Masrafsız

* Bu sistem ne sağlar?

ABD iki kutuplu bir dünya sistemini inşa etme noktasındaki çabalarını Rusya ile birlikte devam ettirecektir. Aynen İkinci Dünya Savaşı sonrası Yalta Konferansı’nda oluşturdukları iki kutuplu düzen gibi. Çünkü böyle bir düzen hem daha masrafsız hem de daha kolay bir şekilde ABD’nin Pasifik’te, Ortadoğu’da ve Avrupa’da stratejik hedeflerini gerçekleştirmesi için kolaylık sağlayacaktır.

* Rusya’nın Kırım’ı kendisine bağlamasını ABD’nin sadece kınamakla yetinmesini nasıl okuyorsunuz?

Rusya’nın uluslararası sistemi altüst ederek BM’yi hiçe sayıp Kırım’ı işgal etmesi ve ABD’nin bunu protesto ve birtakım ambargolarla geçiştirmesi Rusya ile ABD’nin yeni bir dünya sistemi, iki kutuplu bir uluslararası sistem oluşturmak için anlaşmaya vardıkları noktasında güçlü bir kanaat oluşturmaktadır.

Çin hedefine ulaşması halinde ABD, Rusya’nın da ipini çekecek

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yalta Konferansı’nda dünyanın güç dengelerinin şekillendiğinin altını çizen Prof. Dr. Bilgin, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesini ve buna sessiz kalan ABD ile gizli bir anlaşma yaptığını iddia ederek güç dengelerinin yeniden belirlendiğini söyledi. “Son bir yılda Ortadoğu’da, Karadeniz’de, Kafkasya’da meydana gelen olaylar ABD’nin çok kutuplu sistemden iki kutuplu sisteme geçmek istediğine dair bize ipucu vermektedir” diyen Prof. Bilgin, sisteme ilişkin şöyle örnek verdi: “Tıpkı soğuk savaş döneminde ABD ile Rusya arasındaki iki kutuplu sistem gibi…” Çin, Rusya, Hindistan, Almanya, Brezilya, Türkiye gibi ülkelerin birer kutup olduğunu ve bu güç dengelerini kontrol etmekte zorlandığını söyleyen Prof. Bilgin, iki kutuplu bir dünya düzeninin hem daha masrafsız hem de daha kolay yönetilebilir olduğunu kaydetti. Prof. Bilgin’e göre ABD kısa vadede Rusya’nın eski gücüne kavuşmasını teşvik edip Rusya-Çin ilişkilerini zayıflatmayı hedeflerken eş zamanlı olarak da Çin’i zayıflatıcı politikalar uygulayacak. Çin hedefine ulaşması halinde ABD, Rusya’nın da ipini çekecek.

İkinci Yalta

* İkinci dünya Savaşı sonrası dünyadaki güç dengelerinin yine Kırım toprağı olan Yalta’da belirlendiğini göz önünde bulundurursak Kırım’da tarihin tekerrür ettiğini söylemek mümkün mü?

Nasıl İkinci Dünya savaşı sonrasındaki uluslararası siyasi sistem, dünya düzeni Kırım Yalta’da oluşturulduysa şimdi de aynı şekilde ikinci bir Yalta oluşumunun yine aynı Kırım’da başladığına dair güçlü işaretler mevcut. Şöyle ki, son bir yılda Ortadoğu, Kafkasya, Kırım’da baş döndürücü gelişmelerin ortaya çıkmasından bunu anlamaktayız. Bundan bir sene önce İran’a müdahale etme ihtimali yüksek olan ABD’nin, yine 2013 yılının Kasım ayında Suriye’ye askeri müdahale planlayan ABD’nin daha sonra tüm bunlardan vazgeçip İran’la masaya oturması, Suriye’ye askeri operasyondan vazgeçmesi hiçbir şekilde tesadüf değildir. Bilakis planlı yeni bir stratejidir.

Kırım’a Karşılık Suriye

* ABD’nin Kırım sessizliğini Rusya ittifakı olarak değerlendirdiğimizde ABD’nin çıkarı ne olmuştur?


Bunun karşılığında ABD, Suriye konusunda Rusya’dan taviz koparacaktır. ABD bir diğer hedefi olan Rusya’yı Çin’den ayırma noktasında temel stratejik hedeflerden birisini daha gerçekleştirmeye yönelik önemli bir hamle gerçekleştirmiştir. ABD’nin bu son gelişmelerden sonra hedefine ulaştığı bir diğer stratejisi ise Avrupa’yı Rus değneği göstererek terbiye etmesidir.

Avrupa Ortak Siyaset Lirleyemiyor

* Avrupa Rusya’dan çekiniyor mu?


Evet. Rusya’nın dünya dengelerini değiştirebilecek nükleer gücü var ve bunu kullanmaktan da çekinmeyecektir. Avrupa bundan korkuyor. Rusya’da Avrupa’daki gibi demokrasi yok. Aksine tek liderlik var. Bu da Avrupa’nın çekimser olmasına yol açıyor.

* Avrupa ‘ses’ çıkarsa da icraat noktasında zayıf. Neden?


İngiltere, soğuk savaşın başından beri ABD’nin politikalarına ses çıkarmayıp desteklemiştir. Avrupa’ya baktığımızda burada çok seslilik vardır. Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin ortak bir siyaset belirleme noktasında büyük sıkıntıları var. Bunun en büyük örneğini Körfez Savaşı ile Gürcistan Savaşı’nda gördük. (Milli Gazete)


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,1 puan)/30
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500