Öğrenci evleri ve AB müktesebatı

14.11.2013 13:28:54

Kızlı erkekli öğrenci evleri üzerinden yapılan tartışma hız kesmiyor. Kendisini Türkiye’nin sahibi gibi gören totaliter anlayışla liberal düşünce sahipleri nihayet aynı safta birleşti.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Kızlı erkekli öğrenci evleri üzerinden yapılan tartışma hız kesmiyor. Kendisini Türkiye’nin sahibi gibi gören totaliter anlayışla liberal düşünce sahipleri nihayet aynı safta birleşti.

Zaman Gazetesi yazarı Şahin Alpay, Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, Bugün Gazetesi yazarı Gülay Göktürk, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu... Bunlar, yıllardan beri milletin sahip olduğu değerleri savunan bir noktada duruyor görüntüsü verdiler. Bu sayede uzun yıllar adı geçen gazetelerde kendilerine yer buldular, sahiplenildiler ve geniş kitlelerin sevgisini kazandılar.

Ama iş değerler çatışmasına gelip dayandığında, bunlar milletin değerlerini bırakıp, Batı değerlerinden yana açık tavır koydular. “Karışmayın gençler ne istiyorsa onu yapsınlar” dediler.

Yetkilileri uyarıp AB Müktesabatını hatırlattılar. Halbuki adil olan ve yükselişte olan bizim medeniyetimizdir ve bizim sahip olduğumuz değerlerdir. Batı, batıyor.

Batı medeniyeti tefessüh etmiş. Bozulma/çürüme Batı sisteminin tüm birimlerini sarmış vaziyette. Batı’da aile bitmiş, sosyal hayat felç, ekonomi berbat durumda. Avro bölgesi ülkelerinde işler çok karışık. Batı, tüm kurum ve kuruluşlarıyla, medeniyet ve anlayışıyla büyük bir çöküşün eşiğinde bulunuyor.

İstatistiki veriler ortada. Toplumun temeli kabul edilen aile yok olmayla karşı karşıya bulunuyor. Avrupa’da evlilikler giderek azalıyor; AB ülkelerinde doğan çocukların yarıdan fazlası resmen evlenmemiş ailelere doğuyor. Fransa’da 1960 yılında doğan çocukların yüzde 6,1’i evlenmemiş bireylerin çocuğuydu. Bu oran 2009 yılında yüzde 52,9 oldu. Aynı tarihler baz alındığında diğer AB ülkelerinde de durum aşağı yukarı aynı. İsveç’te bu oran yüzde 11.3ten yüzde 54,4’e İngiltere’de yüzde 5,2’ten 46,3’e yükseldi... (EUROSTAT, Demography Report 2010, Belçika, 2011, s.69).
Bu çocukların bir kısmı yetimhanelerde barındırılıyor. Bu çocuklar anne ve babalarını kaybettikleri için yetimhanede bulunmuyorlar. Bunlar babası bilinmediği ve anneleri tarafından da sahiplenilmedikleri için yetimhanedeler. Batı’da evlilik dışı ilişkiler normal kabul edildiği için toplum bu tür ilişkilerden kaynaklanan doğumları da pek yadırgamıyor. Bazı anneler o çocuklara bakmak istememeleri nedeniyle onları yetimhanelere bırakıyorlar. Oradaki çocuklar anne baba şefkatinden mahrum hatta onlara karşı içinde beslediği kinle büyüyorlar.

Bu yüzden bizim ahlâkî değerlerimiz evliliği teşvik ederken evlilik dışı ilişkilere yasak getirmiştir. İnsanın sahip olduğu değerlerin ve neslin korunması ailenin korunmasıyla mümkündür.

İşte liberal aydınların bize model olarak gösterdikleri AB ülkelerinde normalde anneleri ve babaları sağ olan, ama kendilerine hiçbiri tarafından sahip çıkılmayan bir yetimler kitlesi ortaya çıkmış durumda. Onun içindir ki bizim sahip olduğumuz inanç sistemi bu tür ilişkileri yasaklar. Bu tür konular tartışılırken “Siz namus bekçisi misiniz” diye sorulmaz “Bırakın isteyen istediğini yapsın” denilemez.

Batı tipi yaşam tarzını bizim milletimize benimsetmeye çalışanlar Batı’nın geldiği durumu görmüyorlar mı? Çöküş sadece aileye sınırlı değildir. Aile toplumun temeli kabul edildiği için örneği aileden verdik. Bize dayatılan Batı medeniyeti her alanda aynı durumdadır. Batı toplumu tüm kurum ve kuruluşlarıyla yok olma durumuna gelmiştir.

Gezi olaylarının hemen arkasından bu tür tartışmaların başlatılması, üzerinde kafa yorulması gereken bir durumdur. Ülkede ciddi gerginlikler meydana getiriliyor. Son zamanlarda Sayın Başbakan çok stresli görünüyor. İktidar partisinde Bülent Arınç üzerinden yürüyen ve dışa yansıyan bir iç tartışma da alevlenmiş durumda. AK Parti’de kılıçlar çekilmiş vaziyette. Ortalık toz duman.

Şu soruyu net sorup, net bir cevap bulmamız lazım: AK Parti’de hazımsızlık mı var, pişmanlık mı?

Eğer mesele hazımsızlıksa, merak edilecek birşey yok; hazmettirirler. Sonuçta AB ile iş tutmaları kendi tercihleri. Yok, eğer mesele pişmanlıksa o vakit bunun önemsenmesi gerekir.

Pişmanlık, yapılan yanlışlığın sonucu olarak insanın tüm hücrelerini etkisi altına alır ve eninde sonunda dışa vurur. Bu işin çözümü belli: Hatadan dönmek!

Asıl felaket şu olur: Eğer kopartılan bunca gürültü; işlenen vebalin topluma hazmettirilmesi ve milletin gazını almaya yönelikse, bu, millete öldürücü darbeyi indirmek olur. O toplumun kendine gelmesi epeyce zaman alır.

Sadrettin Karaduman / Ajans5.com



10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,8 puan)/20
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500