28 Şubat / Postmodern Bir Darbenin Anatomisi

28.10.2013 00:01:27

Gelecek tasavvurumuzun geçmişe bakışımız üzerindeki etkisi yadsınamaz. Geçmişe dair ortaya koyulan her çalışma bir noktada bizim gelecek tasavvurumuzla ilgilidir.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Gelecek tasavvurumuzun geçmişe bakışımız üzerindeki etkisi yadsınamaz. Geçmişe dair ortaya koyulan her çalışma bir noktada bizim gelecek tasavvurumuzla ilgilidir.

Geçmişte yaşanmış bir süreci düzgün analiz edebilmek hem eldeki verilerin çokluğuyla, hem yaşayanların tanıklığıyla hem de bizim süreci gerçekten anlamaya yönelik çabamızla mümkün olacaktır.

28 Şubat sürecini 28 Şubat 1997’de gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu toplantısını merkeze alarak değerlendirmek ve askerin hükümete yarı örtülü bir müdahalesi olarak görmek olup biteni gerçekten okuyamamaya yol açmaktadır.

Uluslararası ilişkilerin enerji kaynaklarının kullanımından endüstri ürünlerine pazar arayışlarına kadar olan boyutlarını görmezden gelerek ülkelerin siyasi iradelerine yapılan müdahaleleri asker-sivil ya da modern-geleneksel anlayışların çatışmasına indirgemek de süreci anlama noktasında ayrı bir handikaptır.
Kitap temini için tıklayınız

Milli Görüş Hareketinin lideri Erbakan ile uzun soluklu yol arkadaşlığı yapmış ve 28 Şubat sürecinde de 54.Hükümetin Adalet Bakanı olan Şevket Kazan, yakın tarihe yönelik değerlendirmelerde tanıklığına başvurulması gereken önemli bir isimdir. Kendisi 28 Şubat sürecinin belki her anını yaşadı ve sürecin en çok mağdur ettiği insanlardan biri oldu.

Şevket Kazan mensubu olduğu Refah Partisi’nin kapatıldığı ve kendisinin de siyasi yasaklı olduğu bir dönemde bizzat tanık olduğu olayları, arşivindeki belgelerle ve medya analizleri ile bir araya getirerek dört ciltlik Refah Gerçeği kitabını yazdı. Süreç öncesinde ve sonrasında günü gününe ajanda tutması ve belge arşivlemesi Şevket Kazan’ın notlarını tarihe kaynaklık açısından daha da önemli hale getirdi.

Postmodern Bir Darbenin Anatomisi / 28 Şubat Süreci adlı çalışma Refah Gerçeği adlı eserin üçüncü cildinin yeniden gözden geçirilmiş halidir. 28 Şubat sürecinin öncesinde ve sonrasında yaşanılanların ele alındığı bu çalışma aynı zamanda 28 Şubat sürecinin niçin işletildiğine de ışık tutmaktadır.

Kitap temini için tıklayınız

28 Şubat sürecinde asıl hedef bilinenin aksine ne İmam-Hatip Liselilerin önünü kapatmak ne de Kur’an Kurslarına olan ilgiyi azaltmaktı. 28 Şubat müdahalesi 54. Hükümetin Kamu-Tek Hesabı ve D-8 projesiyle sinyallerini verdiği eksen kaymasına karşın Türkiye’nin NATO’daki yerini korumak, Batı ile olan stratejik ortaklığını sürdürmek ve küresel ekonomik sistemde bir pazar oluşunu devam ettirmek adına planlamıştır.

28 Şubat sürecini yargıya taşımak ve süreçteki yerli aktörleri yargılamak sadece bu müdahalede bir nevi oyuncu olanları cezalandırmaktır ve bu durum mağdurlar açısından sürecin asıl planlayıcılarının istedikleri neticeyi almış olmalarının yanında bir anlam ifade etmemektedir.

Türkiye’nin ABD, AB ve İsrail üçlüsüyle stratejik ortaklığı Osmanlı bakiyesi topraklarda bulunan enerji kaynaklarının aynı ülkelere kolayca transferinin yıllardır bir teminatı olmuştur. Aynı zamanda Türkiye’nin NATO üyesi bir ülke oluşu da bölgedeki varlığı açısından İsrail için son derece önemli bir güvencedir.

Enerji kaynaklarının kullanımı ve gelişmişlik açısından dengesizliklerin olduğu bir dünyada 54. Hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın yıllardır dillendirdiği İslam Ülkeleri Ortak Pazarı, İslam Ülkeleri Ortak Savunma Sistemi, İslam Ülkeleri Ortak Para Birimi gibi söylemlerini gerçekleştirmeye dönük bir proje olan D-8 küresel güçlere bir meydan okuma olarak algılandı.

Kitap temini için tıklayınız

Bu güçler Türkiye içerisinde nüfuzlarında olan her mekanizmayı 54. Hükümete karşı harekete geçirdi. 28 Şubat postmodern darbesi küresel güçlerin Türkiye’nin Batı’dan bağımsız bir gelecek tasavvuruna karşı işletilmiştir.

Üzerinden zaman geçtikçe 28 Şubat sürecini belki daha iyi değerlendiren kalemler olacaktır ancak ABD, AB ve İsrail ile stratejik ortaklığa demir atmış bir ülkede özellikle finans sektörü ve teknoloji kullanımı açısından da küresel güçlere bağımlılık sürdüğü müddetçe bu konuda yapılan birçok değerlendirmenin konjonktürün sınırlamaları içerisinde kalacağı da düşünülmelidir.

Bu açıdan bakıldığında bir yaşayanı ve bir mağduru olarak Şevket Kazan’ın konu ile ilgili çalışması 28 Şubat süreciyle ilgili yapılacak her türlü çalışmaya kaynaklık edebilecek temel bir eser olmaya devam edecektir.

Kitap temini için tıklayınız


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,6 puan)/31
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500