'Değerli yalnızlık'tan değersiz birlikteliğe

03.09.2013 11:52:45

Batılı ülkelerin önayak olduğu koalisyonun Suriye’ye müdahalesi için geri sayım başladı. Gazete ve televizyonlarda vurulacak hedefler için haritalar yayınlanıyor, oluşmakta olan muhtemel savaş planları üzerinde uzun uzun konuşmalar yapılıyor.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Batılı ülkelerin önayak olduğu koalisyonun Suriye’ye müdahalesi için geri sayım başladı. Gazete ve televizyonlarda vurulacak hedefler için haritalar yayınlanıyor, oluşmakta olan muhtemel savaş planları üzerinde uzun uzun konuşmalar yapılıyor.

Bir yanda bunlar yaşanırken, öbür yanda farklı senaryolardan da söz ediliyor. Müdahale yapılacak mı, yapılacaksa ne zaman yapılacak, hangi hedefler vurulacak, süresi ve sınırı ne olacak? Bu soruların, henüz net bir cevabı yok. Ayrıca İran-Rusya-Çin ekseninin rolü hususunda da pek konuşan olmuyor. ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye’ye müdahale konusunda öteden beri isteksiz davranıyordu. Geçen hafta meydana gelen kimyasal katliam birdenbire Suriye konusunu dünya gündeminin en üst sırasına taşıdı. Bunun üzerine 30 Ağustos’ta toplanan İngiltere parlamentosu konu ile ilgili yapılan oylamada 272 evet oyuna karşı 285 hayır oyuyla müdahaleyi reddetti. ABD de meclis oylamasına gidileceğini duyurdu. Yapılan bazı değerlendirmelerde mevcut rejimin İsrail açısından daha güvenilir olduğu, muhalif gruplar içerisinde yer alan bazı unsurların İsrail’i ve dolayısıyla Batı’lıları endişelendirdiği şeklinde gelen haberler de var.

Mısır’daki darbe konusunda Batı’lı dostlarıyla ve Körfez ülkeleriyle ayrı düşen ve yalnızlaşan hükumet, Suriye’nin vurulması meselesinde bu ülkelerle tam bir mutabakat içerisinde görünüyor. Hatta kısmen açıklanan askeri müdahale limitini yetersiz buluyor, onlardan daha fazlasını istiyor. İleri sürdükleri gerekçe herkesin malumu; Beşşar Esad rejiminin yıkılması...

Neden?

Çünkü Beşşar diktatör, Beşşar zalim...

Bu tespitlere bir itirazımız yok. Hatta şunu da ilave edebiliriz: Beşşarın babası Hafız Esad da diktatördü, o da zalimdi. Bulundukları, ülkede küçük bir azınlığa dayanan bu aileyi, Suriye halkına zulmetmeleri için küresel sistem bunlara iktidar yolunu açmıştır.

Asıl sorulması gereken soru şu:

Batılılar Esad halka zulmediyor, katliam yapıyor diye mi operasyon yapmaya hazırlanıyor?

Lütfen ölçülü ve insaflı olalım.

Bugüne kadar ABD ve Batılı ülkelerin müdahale ettiği hangi ülke eskisinden daha iyi bir yönetime kavuştu ve daha müreffeh hale geldi?

Irak mı, Afganistan mı, Etiyopya mı, Libya mı?...

Hangisi?

Hiç biri.

Müdahale edilen ülkelerde sadece işbirlikçi nöbetçiler değişti, hepsi o kadar. Bu ülkelerde kan ve gözyaşı durmuyor, tam aksine artarak devam ediyor.

O halde kendi ülkemizde, Güneydoğumuzda yaşanan sorunu çözmek için uzlaşma zemini aranırken komşularımız için Batılıların askeri müdahaleye ikna edilme gayretleri ne anlama geliyor? Eğer hükumetin talep ettiği çapta bir müdahale gerçekleşirse bilinmelidir ki yanı başımızda yeni bir Irak bataklığını kendi elimizle hazırlamış oluruz. Yani parçalanmış, yüzbinlerce belki milyonlarca masumun kanı akmış, en az üçe, hatta dörde bölünmüş bir Suriye. Suriye’ye müdahale istemek, onlarca yıl sürmesi kuvvetle muhtemel olan iç savaşların kıskacında yok olmaya terkedilmiş bir millet ve bir bataklık istemek anlamına gelir. Ayrıca kimyasal silahları bu zalimlerin eline veren de gene o ülkelerle işbirliği içerisinde olan küresel zalimlerdir. Mesela Irak’ın eski diktatörü Saddam Hüseyin’in, İran-Irak Savaşı’nda ABD’nin desteğiyle kimyasal silah kullandığını, gizliliği kaldırılan CIA belgeleri açıklığa kavuşturdu! Halepçe katliamının gerçek faillerinin de aynı zalimler olduğu açıkça ortada.

ABD ve Batılıların Suriye’de yaşanan katliamlara iki yıldan daha fazla sessiz kaldıktan sonra hareketlendiğini de dikkatle not etmemiz gerekir. Bu müdahaleyi yapacak olanlar, müdahalecileri davet edenler ve destekleyenler acaba Suriye’nin geleceğini de düşünüyorlar mı? Şayet düşünüyorlarsa yapmaları gereken düşmanlığı artırmak değil, akan kanın durması için devreye girmektir.

Suriye sorununun gerçek çözümü, içerideki tüm tarafların ve taraf olmuş komşuların bir araya gelerek siyasi müzakere süreçlerini başlatmalarıyla mümkün olabilir. Bu yöntemin dışında limiti ne olursa olsun müdahale seçeneklerinin tamamı sorunu çözme yerine; Suriye’yi ve bölgeyi daha büyük bir kaosun içine sürükleyecektir.

Dış politika yönetimi deneme yanılma yöntemiyle yürütülmez. “Stratejik Derinlik” le yön tayini yapıp “Komşularla sıfır sorun” denemesine kalkıştıktan sonra, şimdilerde ortaya atılan “değerli yalnızlık” kavramıyla başlangıç noktasının daha gerisine düşülmüştür. Bu defa hariciyemizin “değerli yalnızlık”tan kurtulma adına küresel haydutlarla kol kola değersiz birlikteliğe evrilmesi ancak akıl tutulmasıyla izah edilebilir.

Sadrettin Karaduman / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,5 puan)/19
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500