Mısır’da oynanan oyun

09.07.2013 13:17:33

Önce şu tespiti yapalım: Mısır’da sahnelenen oyun ne ilktir, ne de son olacaktır. Ayrıca oynanan oyunun gerçek adı “demokrasi” değil, “demokratur” oyunudur.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Önce şu tespiti yapalım: Mısır’da sahnelenen oyun ne ilktir, ne de son olacaktır. Ayrıca oynanan oyunun gerçek adı “demokrasi” değil, “demokratur” oyunudur.

Dünya sistemini elinde tutan ve asıl oyun kurucu olan Siyonizm’i, yaşadığımız çağda en iyi teşhis eden Başbakan Erbakan, ahir ömründe en çok bu konu üzerinde dururdu. Hocamız: “demokrasi”; halkın kendi kendisini yönetmesidir. “Demokratur” ise; halkın yönetime alet edilmesidir” derdi. Uygulanmakta olan yönetim biçiminin demokrasi değil, demokratur olduğunu misallerle açıklardı. Bu tanımı dinlememiş olan veya abartılı bir tarif olduğunu düşünenler ve de vaktiyle bu oyuna alet olanlar Mısır’da yaşananlar karşısında küçük dillerini yutmuş gibi görünüyorlar.

Şaşırıyorlar; seçimle gelen (%52 oy oranıyla) bir Cumhurbaşkanının askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmasına.

Bir askeri darbenin havai fişeklerle kutlanmasına ve darbecilerin alkışlanmasına şaşırıyorlar.

AB ve ABD’li dostlarının Mısır’da gerçekleşen darbeye destek olmalarına, Kendi elleriyle şekillendirdikleri ve adına demokrasi dedikleri putlarını yemelerine şaşırıyorlar.

Bilindiği gibi ABD ve Avrupa Birliği Mısır’da ordunun yönetime el koymasını “darbe” olarak nitelendirmekten ve eleştirmekten kaçınırken, Afrika Birliği yaşananları “darbe” olarak kabul etti ve Mısır’ın üyeliğini askıya aldı. Bu durum bir çelişki gibi gözükse de gerçek olan ve tabii olan budur. Ayrıca bu durum Afrika’nın temizliğini ve masumiyetini ortaya koyarken; Batı’nın ikiyüzlülüğünü gözler önüne sermektedir. Batılılar son yüz yılda işledikleri cinayetleri demokrasi maskesi altında işlemişler ve hiç değişmeyen barbarlıklarını da aynı maskeyle gizlemeyi çok iyi becermişlerdir. Batılılar ve Siyonizm bu oyunu bilerek ve isteyerek bu şekilde oynamaktadırlar. Acınacak durumda olanlar kendilerini bu oyunun ritmine kaptırmış olan bizim saftiriklerdir. Ülkemizde mesul makamda olan bir zat “Mısır’da yaşananlar 28 Şubat’a çok benziyor” diyor. Biz de kendilerine “efendim hayırlı sabahlar” diyelim. Ancak böyle demekle yetişmeyelim ve zat-ı alilerine hatırlatalım: Sizin iktidarınız işte böyle hukuksuz bir uygulamanın eseridir.

Sahnelenen oyun aynı. Farklı olan sadece ülke isimleri, aktörler ve sahne dekoru. Mısır için uygulanan muhtemel sinsi senaryo şudur: Seçmeni darbeyle yola getirmek..! Uygun bir zemin oluşturulduğunda yenilik taleplerini seslendirmek ve hareketi bölmek. Oluşturulan yeni tablo karşısında seçmene “eh ne yapalım; bir de bunları deneyelim” sözünü söyletmek. Hem seçmenler hem de seçilenler şunu çok iyi bilmeliler ki; bu bir oyundur. Aslolan oyuna gelmemektir; değişmemektir, dönüşmemektir; doğru yerde durmaktır, direnmektir... Hatırlayalım: Millî Görüşçülerin ilk çıkış yaptıkları, rejimi eleştirdikleri ve iktidara talip oldukları yıllarda; “memlekette demokrasi var, seçimi kazanın ülkeyi siz idare edin” diyorlardı. Ne zaman ki seçim kazanıldı, sıra yönetmeye geldi, bu defa; “siz yüzde 22’siniz, karşınızda yüzde 78 var” sesleri yükselmeye başladı. Şimdilerin moda yorumu “demokrasi” sözcüğünün bir aldatmaca olduğunu gözler önüne seriyor: “yüzde 50 oy almak demokrasi değildir...” Görülüyor ki; verilen tavizler boşuna, “önce onların taleplerini yerine getirelim ki onlar da bizim isteklerimize evet desinler” türü yaklaşımlar boşuna. Beyhude geçen on yıllar boşu boşuna.

Şimdi ne olacak?

Artık oyuna gelmeyeceğiz. Ömrümüzü “bir de şu yöntemi deneyelim” gibi arayışlara feda etmeyeceğiz. Aslımıza döneceğiz. Bir şey ya doğrudur ya da yanlış. İkisinin arasında orta yerde durmak gibi bir seçeneğin olmadığını bilmemiz lazım. 40 yıl bir şeye doğru dedikten sonra kaytarmak, farklı yollara sapmak, doğrunun önüne geçmek, gölgelemek, perdelemek kimseye fayda sağlamaz. Müslüman ülkelerde yaşanmakta olan doğrulara sahip çıkarken kendi doğrumuzu terk etmek nasıl bir ruh hali acaba?

Bugün Mısır’da oynanan oyun, önceki yıllarda benzer bir senaryoyla Türkiye ve Cezayir’de de sahnelenmişti. Ders alınmaz ve gereken yapılmazsa daha birçok kurban sırada demektir. Halbuki bütün bu olumsuzlukları tersine çevirebilecek potansiyel inançlı topluluklarda her dönemde mevcut olmuştur. Mısır halkının gönlünde taht kurmuş olan İhvan-ı Müslimin hareketi küresel sisteme dur diyebilecek irade ve güce sahiptir. Adeviye meydanında toplanan bir milyonu aşkın şerefli topluluğun şanlı direnişi bütün dengeleri altüst edebilir, hayırlısı Allah’tan.

Sadrettin Karaduman / Ajans5.com


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,7 puan)/48
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
ali
Şehir

10.07.2013

İhvanı Müslimin, şayet dik duracağım derken çatışmaların içine girerse işte o zaman tam oyunun içine düşmüş olur. Bence Batı burada her zamanki gibi tavşana kaç, tazıya tut diyerek Mısır'ı iç savaş ortamına çekmek istiyor.
      Beğen (0)          Beğenme (0)