Selamun Aleykum Pasaportu ile dünyayı gezdi

04.05.2013 14:19:42

Gazeteci Yazar M. Mustafa Uzun’un son kitabı 'Selamun Aleykum Pasaportu', Batı’yı anlatıyor.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

 Son 3 asırda yeryüzündeki 26 Medeniyetten 16’sını yok eden ve 9 tanesini de fosilleştiren Batı yolun sonuna geldi.

300 yıllık saldırgan saltanatının sonuna gelen Batı’nın bütün çözülmüşlüğü orta yerde.  Batı, düştü.  Eşya’yı ve kâinatı “iğrenç bir modernizm yalanı” ile kaplayan Batı, tahrif ettiği kendi ruhunu dahi Doğu’dan aldı. Hıristiyanlık da, Yahudilik de Doğu’dan Batı’ya gitti. Batı geçicidir. Gazeteci Yazar M. Mustafa Uzun’un son kitabı “Selamun Aleykum Pasaportu”, Pınar Yayınlarından çıktı. Sırt çantası ile bütün Avrupa’yı gezen gazeteci Uzun, kitapta Batı’yı anlatıyor.

Almanya, İtalya, Fransa, Avusturya, Belçika, Hollanda, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Hırvatistan, Kıbrıs, Romanya, Sancak, Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyetini içine alan Batı notlarında 20 Avrupa ülkesinden gözlemlere yer veren Uzun, aynı zamanda insanlık tarihinde “arizi” bir konumda bulunan Batı’nın “çöküşüne” dair de cümleler kuruyor. 

BATI, YOLUN SONUNA GELDİ

Doğu’nun da Batı’nın da sahibi Allah’tır ve “Doğu”yu anlatmak için mutlaka “Batı”yı görmek gerekiyor” diyen Uzun’a göre Batı, Doğu’ya muhtaç. Çünkü eşya’yı ve kâinatı “iğrenç bir modernizm yalanı” ile kaplayan Batı, tahrif ettiği kendi ruhunu dahi Doğu’dan almıştır. Hıristiyanlık da, Yahudilik de Doğu’dan Batı’ya gitmiştir. Batı “geçici”dir. Toynbee’nin ifadesi ile son 3 asırda yeryüzündeki 26 Medeniyetten 16’sını yok eden ve 9 tanesini de fosilleştiren Batı yolun sonuna gelmiştir.  300 yıllık saldırgan saltanatının sonuna gelen Batı’nın bütün çözülmüşlüğü orta yerdedir.  Batı, düşmüştür.


AMSTERDAM KANALLARINDAKİ DOĞU


Henüz karşımızdaki dev yıkılmamış olsa da Hazreti Süleyman’ın asası gibi Batı’nın bütün dayanak noktalarının da kurtlar tarafından istila edildiğini söyleyen Uzun,  “Selamun Aleykum Pasaportu – Batı Notları”nda; Roma’da, Paris’te, Münih’te, Viyana’da ve diğer Avrupa Başkentlerinde, Batı’nın önemli şehirlerinde zerre misali aşağılık kompleksine kapılmadan, bir büyük zenginliğin altında yatan çapulcu ve hırsız damarı yakalamaya çalıştığını ifade ediyor. Uzun; “Elinizde tuttuğunuz bu kitapta Amsterdam’ın kanallarında kaybolan Uzak Asyalı gençlerin emeklerini de, Paris’in kaldırım taşları için canları pazarlanan Afrikalı babaları da ve Roma sokaklarında hala çığlıkları yankılanan Mağripli kızları da okuyacaksınız. Gidip gördüğümüz, gezdiğimiz, okuduğumuz “Batı” bu kitapta dostum” diyor.

Kitaptan…

Dostum!...

Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e tek pasaportumuz “Selamun Aleykum” idi bir zamanlar…

“Sınır” nedir bilmezdik. Bir “selam” ile kapılar ardına kadar açılır, gittiğimiz coğrafyalarda asla “yabancı” olmazdık.

Yeryüzü hakikaten mescid idi Mü’min’e.

Viyana önlerinden yola çıkan bir seyyah, ta Çin’e kadar tek cümle ile -“Selamun Aleykum” ile- yol alabilirdi. Afrika içlerinden yola çıkan siyah tenli bir tüccar, Mısır’dan aldığı bir malı, İstanbul’da takas edip Kırım bozkırlarında rahatça satabilirdi. Kutsal topraklara giden hacılar "kota" nedir bilmezlerdi, "sınır" nedir, "pasaport" nedir bilmezlerdi?

Uçak yoktu. Bağdat yolu iki saatte aşılamazdı belki, fakat bizim toprakların hüzünlü güzeli olan bu şehirde öfke değil tebessümle karşılanırdık. İnternet yoktu fakat Malawi’nin, Doğu Hindistan’ın, Rusya Steplerinin ve ıssız bucaksız Afrika çöllerinin “Müslüman yürekleri” sitemlerini de, selamlarını da, dualarını da ulaştırırlardı Halifenin şehrine, bir şekilde…

Bütün kapıları açardı “Selamun Aleykum Pasaportu” ve inan bana bundan daha büyük “kimlik” yoktu.

Az ötesi ise hakikaten çok karanlıktı…

Viyana’nın ilerisinde “karanlık yüzlü insanlar” vardı dostum…

“Yüzyıl savaşları” ile, “Otuz yıl savaşları” ile “sömürge savaşları” ile “dünya savaşları” ile o diyarlarda kan gövdeyi götürüyordu. Derebeyleri, kralları, soyluları kalın duvarların ardına saklanarak yaşıyordu Orta Çağ Avrupa’sının. Bir şehirden diğerine gitmek imkânsızdı. Değil dünyayı gezmek, yan köye dahi rahatça gidemiyorlardı karanlık çağ’ın karanlık yüzlü insanları.

Ara not;

“Birlikte yaşama kültürü” diye bir cümleyi Batılılar kuramaz. Batı’nın tarihinde “birlikte yaşama” hiç olmadı çünkü. 70 yıl önce son büyük Yahudi kıyımını yaptılar. Şimdi sıra Müslümanlarda. 11 Eylül sonrası Batı, kendi tarihi reflekslerini yeniden kazanıyor. Batı’nın tarihi boyunca birlikte yaşamaya, demokrasiye ihtiyacı oldu. Bu nedenle “demokrasi”yi icat ettiler, “insan haklarını” icat ettiler.

***

Batı tarih boyunca böyle oldu ancak şimdi Doğu da böyle dostum…

Atalarım Evliya Çelebi, İbni Battuta, Katip Çelebi ve daha niceleri dünyayı “Selamun Aleykum Pasaportu” ile rahatça gezerken ben gittiğim her ülkenin sınırında “yabancı” oluyorum.

Güzel Beyrut şehri az ötemde beklerken Lübnan sınırda gözaltına alınıyorum. Bir “yabancı” olarak Türk Pasaportumla birlikte uzun süre köhne bir odada kaçaklarla beraber tutuluyorum.  Güney Afrika sınırında, Mozambik sınırında, Endonezya sınırında, Zimbabwe sınırında rüşvet vermediğim için boş yere uzun süre bekletiliyorum. Suriye kapılarında istihbarat elemanları ile dolu odalardan geçiriliyorum ve “vize” denilen o saçmalığı nice zorluklarla ancak alabiliyorum. Ülkedeki Nusayri zulmü bütün şiddeti ile devam ederken “Selamun Aleykum” diyerek gidemiyorum Şam’a ve dağlardan, gizlice, sınırları aşarak ulaşıyorum Cisr’e… Bir zamanlar tekbir seslerinin, Kur’an tilavetlerinin arşı doldurduğu Sırbistan’da gözaltına alınıyor, içeri atılıyor ve sonra sadece pasaportumda Hilal olduğu için sınır dışı ediliyorum.

Evet, gittiğim bütün ülkelerin sınır kapılarında “bir yabancı” oldum olanca hüznü ile…

Koca saçmalıklar, nice saçmalıklar işte…

Sınırlarımız arasında “Berlin duvarı”ndan daha kalın duvarlar var çünkü. Birileri alabildiğine güçlendiriyor bu soğuk, bu ruhsuz, bu beton duvarları. Birileri bizim uzaklığımızdan, bizim soğukluğumuzdan güç alıyor, bilesin.

Birileri, Ümmetin kalbine bir hançer gibi saplanan “milliyetçi”, “ırkçı”, “faşist”, “kafatasçı” ve “kavmiyetçi” düşüncelerle cirit atıyor zihin dünyamızda. Yüzyıllardır kanlı bıçaklı olan milletler Batı’da “bir”leşirken bizim ayrılmamızı tetikliyorlar habire…  Ulus devlet aptallıkları ile ağızlara birer parmak bal çalıyorlar, kışkırtıyorlar, parçalıyorlar, oyuna getiriyorlar ve nefret tohumlarını ekiyorlar sağa sola.

Biz henüz Ankara’nın, Şam’ın, Bağdat’ın, Kahire’nin ayrı başkentler olmasını hazmedemezken birileri Amed’in,  Kerkük’ün, Nahcivan’ın, Belucistan’ın ayrı haritalara sahip olmasına tahammül etmemizi istiyor.

Bütün haritalar alt üst ediliyor.

Bizim topraklara ihanet, bizim topraklara ayrılık, bizim topraklara aşksızlık ve şüphe tohumları ekiliyor her mevsim.

Oysa sınır sadece “kapı”larda…

Oysa soğukluk sadece Modern zamanlarda…

Zamanın efendileri açısından her şey yine aynı.

“Selamun Aleykum” yine büyük bir çözüm. “Selamun Aleykum” yine kapıları açıyor. “Selamun Aleykum” ile Şam’ın ara sokaklarında bin yıl önceki gibi tebessümle karşılandım dostum, Doğu’ya imanım arttı. Mahalle bakkalının duvarında oturan Dımeşk’li delikanlılar “Selamun Aleykum” mesajıma daha güzel, daha güçlü bir mesajla cevap verdiler, daha ne olsun. Diyar-ı Bekir’de, Amed’de onuru ve kardeşliği; vahdeti çığlık çığlığa haykıran güzel insanlarla çay içtim ben. Karnım tok fitnelere. Tek tanıdığımın, tek bildiğimin ve benimle aynı dili konuşan tek insanın olmadığı yeşil şehir Port Elizabeth’de “Selamun Aleykum Pasaportu” ile yeni dostlar edindim, daha önce hiç görmediğim ve büük ihtimalle tekrar hiç göremeyeceğim bir Afrikalı kardeşimin evinde misafir oldum, yemeğini yedim. İki okyanusun birleştiği Cape Town’da “Selamun Aleykum Parolası” ile özgürce kimliğimi orta yere koyabildim. Pemba’da, Maputo’da, tek kelime Portekizce bilmememe rağmen sadece “Selamun Aleykum” ile anlaşabildim. Kesinlikle havalimanından geri çevrilmem gereken bir noktada “Selamun Aleykum” parolası ile Pakistan’a giriş yaptım. Paris’te sadece selam verdiğim için serseri kılıklı da olsalar Afrikalı gençler sattıkları sudan ikram ettiler.  Suriye sınırını Cisr’in gençleri ile birlikte dağları aşarak, tel örgülerin altından gizlice geçtim.  Patani’de, Gazze’de, Keşmir’de, İtalya’da, Fransa’da, Belçika’da, Sudan’da, Ürdün’de, Malezya’da, Endonezya’da, Tayland’da, Kamboçya’da.. her yerde “Selamun Aleykum”  yetti bana. Bunlar çok büyük olaylar dostum, önemse lütfen bunu.

Selamı vermek sünnet, almak farzdır. “Selam”dan hesaba çekileceğiz. Ayette “Size selâm verildiğinde, siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.” diyor Allah. Nisa sûresi, âyet: 86.

Selam, Allah’ın 99 güzel isminden biridir. Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır.

Selam’ın hakkı var…

Müslüman'ın Müslüman üzerindeki hakkıdır “selam.” Hadis’i Şeriflere göre Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenâzesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellah" diyerek cevap vermektir bu hakları. Yani, Patani’nin, Moro’nun, Şam’ın, Kudüs’ün, Çeçenya’nın “selam hakkı” var üstümüzde, bilesin dostum.

Sevgi için selam…

Yine bir Hadis’i Şerif’e göre; “Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Birbirinizi sevmeniz için size bir şey göstereyim mi? Onu yaparsanız, seversiniz; aranızda selâmı çok yayınız…” diyor Hazreti Resulullah.

Başka bir hadis’i şerifte ise; “Ey insanlar!... Selamı yayın; yoksulları doyurun, herkes derin uykusunda uyurken namaz kılın. Eğer bunları yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz” diyor alemlerin efendisi.

Bu nedenle “selam”ı yaymak boynumuzun borcu. Bu nedenle “Selamun Aleykum” büyük bir parola. Asırlardır değişmeyen, asırlardır yanı başımızda, asırlardır tertemiz.

Tek çözüm “Selamun Aleykum” Pasaportu…


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,8 puan)/62
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500