Gazze'deki Siyonist Suçlar

15.04.2013 13:11:56

Siyonist İsrail açıkça savaş suçlusudur ama askeri ve politik yöneticilerinin yakın zamanda adalet önüne getirileceği umulmaz. Politik dinamikler, bununla birlikte, değişiyor ve Siyonistler kendilerini kısa sürede yolun sonunda bulabilirler.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Siyonist İsrail açıkça savaş suçlusudur ama askeri ve politik yöneticilerinin yakın zamanda adalet önüne getirileceği umulmaz. Politik dinamikler, bununla birlikte, değişiyor ve Siyonistler kendilerini kısa sürede yolun sonunda bulabilirler.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısı hakkında farklı açıklamalar ortaya atıldı. Benjamin Netanyahu’nun 22 Ocak 2013’te yapılacak seçimde popülaritesini arttırma teşebbüsünden, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın İran hakkında beklenen teklifine, oradan yeni Mısır hükümetinin sözde barış anlaşmasına bağlılığını test etmeye veya Filistinlilerin Birleşmiş Milletler’de devlet olarak kabul edilme teklifini rayından çıkarmaya; tüm bunlar İsrail’in savaş suçlarının sebepleri olarak anıldı. Bunların her birinde gerçeklik payı olsa bile her hangi birisini, “bu nasıl bir halktır ki, kendi popülaritelerini arttırmak için masum insanların kanını döken idarecileri destekliyorlar”, diye sormaktan engellenmekteler.


Savaşları başlatmak ve masumların kanını dökmek Amerikan emperyalizminin uzun süredir yerleşik bir politikasıdır.

Bu bizi Gazze’deki Siyonist saldırının gerçek sebeplerini sormaya yöneltir. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden ve daha sonra Siyonist Devlet’in 1948’de Filistin’e yerleştirilmesinden beri herkes Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in davranışının açık bir model olduğunu fark edebilir. Amerika Birleşik Devletleri Kore, Vietnam, Nikaragua, Grenada, Somali, Sudan, Afganistan ve Irak’a ulusal güvenlik veya “terör” ile mücadele gibi bahaneleri kullanarak saldırdı. Amerika Birleşik Devletleri saldırılarına İran, Guatemala, Güney Vietnam, Endonezya ve Şili gibi ülkelerdeki seçilmiş hükümetleri devirmek için CIA tasarımlı sayısız darbe de eklenmelidir. 1948’ten bu yana (hatta resmi olarak kurulmasından evvel) Siyonist İsrail sadece Filistinlilere karşı değil komşu ülkelere karşı da savaşlar başlattı.

Ama Amerika ve İsrail’in ısrarcı saldırgan davranışını ne açıklar? İkinci Dünya Savaşı öncesi İngiltere ve Almanya böyle bir saldırganlık için kendilerini serbest görüyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail aynı taktikleri İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana niçin uyguladı? Bu ülkelerin ve yönetici elitlerinin sistematik ihtiyaçlarına bakmalıyız. Yırtıcı/yağmacı toplumların (toplulukların) karşılarına çıkan kafa tutuculara bir şekilde askeri güçlerini kullanmak sureti ile kaslarını esnetip uyarıda bulunmaları gerekmekteydi.

İkinci Dünya Savaşı öncesi İngiltere ve Almanya küresel güçler olma iddiaları yaydılar. Savaş bittiğinde Almanya yenilmiş, İngiltere ise yorulmuştu, artık emperyalist arzularını yerine getiremezdi; böylelikle Amerika Birleşik Devletleri ve rakibi Sovyetler Birliği dünya sahnesinde zayıf ülkelere karşı sudan bahanelerle savaş başlatıcı olarak ortaya çıktılar.

Siyonist rejim 1980’lerin başında Lübnan’daki Hizbullah’ın ortaya çıkışına kadar bunu Orta Doğu’da tam bir başarıyla yaptı. Hizbullah’ın belirlediği direniş, Arap rejimlerinin korkakça cevaplarının aksine olarak, Siyonist saldırıya ilk ciddi meydan okumaydı. Onun ordusu Mayıs 1985’te Lübnan’ın büyük kısmından kaçmaya zorlandı ve güneydeki20 mil genişliğindeki bir şeride hapsedildi. Ardından Mayıs 2000’de hala işgalleri altında olan Şeba Çiftlikleri’ne kaçtıklarında Siyonistler Lübnan’ın kalanından da sürüldüler. 2006 yılının yazındaki İsrail’in Lübnan’a saldırısı kaybettiği yerlerin bir kısmını yeniden işgal etmeyi amaçlıyordu; bu bir fiyaskoya döndü. Hizbullah Siyonist savaş makinesine öldürücü bir darbe vurdu. Onlar hala bu yenilginin psikolojik travmasından çıkabilmiş değiller.

Amerikalılar aynı kaderle yüzleştiler: Irak ve Afganistan’daki yenilgilerin acısı onları süreçte mahvetti. Irak’tan kaçmayı zar zor başardılar ve hala Afganistan’dan güvenli bir çıkış bulma çabasındalar. Siyonistlerin tecrübesi Filistinlilere göre eşit ölçüde üzücü oldu, özellikle Filistin’deki Hamas ve İslami Cihad direniş gruplarının ortaya çıkmasından bu yana. Seküler Filistin Kurtuluş Örgütü Siyonistlerle savaştığı sürece İsrail endişe duymak zorunda değildi. Amerikalılar ve Siyonistlerin ceplerinde birçok FKÖ yöneticisi vardı. Hamas ve İslami Cihad çok farklı yapılardır. Satın alınamazlar; doğrusu, onlar şahadete susamışlardır, bir konsept ki, silahlar ve füzelerle yenilemez.

İsrail’in 2006’da Lübnan’daki yenilgisi onları 2008-2009’da Hamas’ı çökertme umuduyla Gazze’ye saldırmaya yöneltti. Birçok Arap rejimi – örnek olarak, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün- Hamas’ı saf dışı etmek için Siyonistlerle birlik oldular. Bu büyük komplo İsrail Gazze’nin altyapısının büyük kısmını yok edip aralarında 322 çocuğunda bulunduğu 1.400 sivili öldürmesine rağmen başarısız oldu. Acımasız kuşatma bile Filistinlilerin direniş ruhunu kıramadı.

Gazze’ye karşı en son Siyonist saldırı İsrail’in maço yeterliliğini restore etme anlamına gelir. Bunun yerine bu onlar için bir başka psikolojik darbe oldu. 2009’dan bu yana Hamas ve İslami Cihad kendilerini füzelerle donattılar ve İsrail’in askeri gücüyle eşit olamazsa bile psikolojik baskı da kullanabilirler. Filistin’in çevresinde olduğu gibi sahadaki yönetimler değişti. Bundan böyle İsrail istediği zaman Gazze’ye saldıramayacak. Bu çok açık bir gelişmedir, birisi küstah Siyonistleri kendilerine gelmeye ve sürekli saldırmak için kaşınmaya son vermeye zorlayabilir.

Zafer BANGASH / Crescent-online


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,2 puan)/42
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500