Edebiyat Festivali'nde şiir şöleni

28.12.2012 09:12:34

İstanbul Edebiyat Festivali, şairlerin şiirleriyle coştu. Okunan şiirler katılımcıları mest etti.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

İstanbul Edebiyat Festivali, şairlerin şiirleriyle coştu. Okunan şiirler katılımcıları mest etti. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ile Kültür ve Sosyal Daire Başkanlığı'nın bu yıl 4'üncüsünü düzenlediği İstanbul Edebiyat Festivali'nde şiir şöleni yaşandı. 16 şairin, şiirler okuduğu programın açılışında konuşan Ercan Alkan "Âlemde her ne varsa aşktan doğmuştur öyle ise her şey de aşka dönecektir" dedi.

Yunus Emre'nin "İlim ilim bilmektir, ilim kendi bilmektir. Sen kendin bilmezsen bu nice okumaktır" dizeleriyle konuşmasına başlayan Adem Turan, "Okumaktan maksat kendini bilmektir. Yunus batının peşindedir. Bir görüşe göre müftü, diğer bir görüşe göre ise ümmidir. Bugüne gelirsek mevcut zahir ilimlerle yetişmiş insanlar, eğer batının peşinde olsaydılar hepsi birer Yunus olacaktı. İnsanlar birbirini boğazlamayacaklardı." Daha sonra konuşmak üzere kürsüye gelen Doç. Dr. Abdulkadir Emeksiz, "Hayat bir elif miktarı aşktır" sözleriyle tasavvufi aşka dikkat çekti. Prof. Dr. Bedri Gencer de, "Ben burada tarihi şahsiyetlerden ziyade çağımızı dik tutan bir hikmet sahibinden bahsetmek istiyorum. Bir toplumu eğiten tekkelerdi.

Ve bir toplumun çöküşü de yine tekkelerdir. Tekkeler kapatılınca bir toplumun hayat damarları kopmuş demektir. Cumhuriyet dönemine yön veren kişilerin oluşmasında büyük zatların etkisi büyüktür. Adam yetiştirme nefis terbiyesiyle olur. Büyük zatların dergâhı herkese açıktı" diye konuştu.

Sufilerin mecazı bile hakikattir

TYB İstanbul Şubesi Başkan Yardımcısı M. Davut Göksu, "Sufilerin dizeleri bir başkadır. Onların mecazı bile hakikattir. Esad Erbili Hazretlerinin olmaması, bu ülkedeki Müslümanlar üzerine bir vebaldir. Seçtiğimiz yollar, onun sonundaki kazancımıza göre şekillenir. Dünyayı kazanmak için çok kazananlar var. Bir de hassasiyeti ahirete dönük insanlar vardır. Bazen, kazanacağınızı zannettiğiniz yerde kaybedebiliyorsunuz. Bazen de ahirete yönelik kayıplarımız oluyor. Hayatın karmaşası içinde yapıp etmeyi düşünemediğimiz bile oluyor" şeklinde konuştu.

"Sezai Karakoç'u kıskanıyorum"

Üç kişiyi kıskandığını söyleyen İsmail Kılıçarslan, "Son zamanlarda gördüğüm iki tehlike var tasavvufla ilgili. Biri 'tasavvuf' edebiyatı diğeri de 'tasavvufun' edebiyatı. Bu iki kavram birbirinden çok farklı olmakla beraber birbirine düşman. Sufizm kelebek, çiçek, böcekten ibaretmiş gibi bir algı oluşturuldu. İslamsız tasavvuf olamaz, mümkün değildir. Ben üç kişiyi çok kıskanıyorum. Yunus Emre, Şeyh Galib ve Sezai Karakoç" dedi. Mehmet Lütfi Arslan da, İsmet Özel'in şiirlerinden örnekler verdi. Furkan Çalışkan da şiir ve tasavvuf ilişkisini, "Şiir halkın açtığı yaradır, o tamir eder. Meyvelerde biriken şeydir tasavvuf" sözleriyle anlattı.

"Veliler yeryüzünün süsüdür"

Bestami Yazgan, "İnsanlar, kılık ve kıyafetlerine göre karşılanır. Şahsiyetlerine göre uğurlanırlar. Şiiri maya olarak kabul edersek, maya ne kadar saf ve asil olursa tutması da o kadar kolaydır" ifadelerini kullandı. Öte yandan Mevlana'nın "Ya kırdığın kalbi Allah çok seviyorsa... Bilemezsin. Bilseydin ölüm patlardı" sözünden çok etkilendiğini belirten Dilaver Demirağ ise, "Gerçekten biz kalbini kırdıklarımız hakkında bilgiye sahip değiliz. O kalbi kırdığımız anda belki de Allah'a isyan etmiş oluruz. Bunlar gerçekten çok değerli sözler" dedi.

Allah aşkına değinen Dilaver Selvi de, "Bütün veliler yeryüzünün süsüdür. Edebiyat değil edep göstermişlerdir. Felsefe değil hakikat yapmışlardır. Gerçek sevgili bize her şeyi lütfeden Allah'tır. O, isteyeni de sever vermeyi de. İstedikçe de verir. Allah'a âşıklar hürdür. Çünkü onlar sadece Allah'tan rızasını ister" şeklinde konuştu.

Tasavvufu, İslam'ın karşısına koyanlar var

Senai Demirci, "Tasavvufu, önce İslam'ın yanına, sonra İslam'ın yerine daha sonra da İslam'ın karşısına koyan bir akım var. Nerde bir sufi kelimesi görsem onun yerine, mümin veya Müslüman koymaya çalışırım. İslam'a kala kala vehabi zahirciliği kaldı. Batı'nın bilinçaltında şair olmakla Müslüman olmak, yan yana gelmiyor. Google'da bile Rumi yazdığınız da Müslüman şair gelmiyor. Fakat Usame Bin Ladin yazığınızda, Müslüman terörist kelimeleri karşınıza çıkacaktır. Mevlana ve Şems kitabında şarap var, ayyaş var, her şey var, fakat namaz yok.

Bu tezgâhı görmeliyiz." Şeref Akbaba ise, Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Muhammed Lütfu Hazretlerinin bazı mısralarını okudu. Zeki Bulduk, "Tasavvuf bize müthiş bir dil verdi. Öğretilmiş bilgilerin üzerine tasavvuf bize, biz olma hakkını verdi. Cennet tek kişilik bir yerdir. Cennet tek vücut olabilenlerin ve bu dili bilebilenlerin yeridir" dedi. Mevlana İdris de, "Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşnigar..." diye başlayan şiiri okudu. Ümmi Sinan hazretlerinin dizelerinden örnekler veren Özcan Ünlü, "Ümmi Sinan Hazretlerinin türbesinin tekrar aslına uygun şekilde geri getirelim. Durmaz dilim söyler oldu" dedi.


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,8 puan)/21
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500