On yıldır Allah'a aşığım

30.11.2010 10:46:53

Her iyi fen bilimci günün birinde, izah edemediği bir şeyle karşılaşır. Bilginiz ilerledikçe hele kâinatı global anlamda ve diğer gezegenlerde olanları, bu dengeyi, değişik bildiğiniz canlıların yapılarını, bir kelebeğin kanadındaki sarı rengin dahi aslında bir işe yaradığını görmeye başladığınız zaman koparsınız artık. Her iyi fen bilimcinin sonunda geldiği nokta Allah'tır.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

-Sizin için, "yarı erkek, yarı kadın" dendiğinde ne hissediyorsunuz?

-Ben kendimi cinsiyetsiz hissediyorum. Böyle bir ayrımı kabul etmiyorum. Herkesi beyin olarak görüyorum ben. Mesela şimdi birbirimizden ayrıldığımızda ne vardı üstünde diye sorsalar sizinle ilgili olarak renkli bir deri ceket diyebilirim ancak.

-Ama cinsiyetsizim demek başka anlamları da içerir.

-Şöyle. Sadece söylediklerimin dinlenmesini istiyorum. Onun dışında diğer özelliklerimin ve unsurlarımın dikkat çekmemesini istiyorum. Ve çektiği zaman da bu beni yaralıyor.

-Hoş bir kadınsınız iltifatı sizi neden yaralıyor, anlamak mümkün değil.

-Tamam hoş bir kadın. Ama bir gün de söylediğim bir şeyin ne kadar önemli olduğu konuşulsun. Yıllardır söylediğim birçok şey Türkiye'de yapılmış olsaydı eğer, mesela bir DNA bankası olsaydı Türkiye'nin çehresi değişirdi.

-Olmamasının nedeni siyasi mi?

-Orada yine cehalet var. Anlayamıyorlar nereye götürür bu fikir. Efendim hepimizi fişleyecekler! Reaksiyon bu. Bizi fişleyecekler diyenler hepten cahil. Bunu savunamayanlar da cahil. Bakın bunu çok açıkça söylüyorum. Bu olmazsa olmaz. Suçla mücadele etmek istiyorsanız bir DNA bankanız olmamalı. Kayıplarınız varsa eğer bir ülkede, aydınlatılamamış cinayetleriniz varsa, faili meçhulleriniz varsa, bunayanlarınız varsa, küçük çocuklarınız varsa kaybolan, bunun tek çaresi DNA bankasıdır. DNA bankanız yok ise seri katilim yok diyemezsiniz.

-Mesele bankanın İçişleri Bakanlığına mı, Adalet Bakanlığına mı bağlı olacağında mı düğümleniyor?

-Evet, oraya tıkandı kaldı. Çünkü bunun kontrolünün kimde ise bir güç getireceği zannı var.

Bazı ülkelerde İçişleri'ne bağlı, bazı ülkelerde Adalet Bakanlığına bağlı.

-Fark eder mi size göre?

-Etmez. Bu öyle bir organizasyondur ki muazzam güvenlik önlemi alırsınız. O bankada muhafaza edilende zaten şey biyolojik örnek değildir. Yani kan, tükürük filan muhafaza etmiyorsunuz. Sadece barkot, yani o marketlerde gördüğünüz o çizgi çizgi bir etiketin sayıları sadece.

-Peki buna başbakan karar veremiyor mu?

- İstese verirdi. Ama Avrupa Birliği süreci içerisinde bu zaten yapılmak zorunda. Başka türlü olamaz. DNA bankası için elimizde her türlü teknik olanak ve insan gücü var. DNA bankası size olayları birbirine bağlamayı getirir. Şurada bir otomobil çalınmışsa, öbür tarafta şu adamı yaralayan biri varsa, bu yaralayan aynı zamanda bu otomobili de çaldı diyebilirsiniz. Şu anda Türkiye'de aydınlatamadığınız olaylar bir milyon kadardır. Bunun içinde küçücük bir kısmı cinayetler. Ama çok büyük bir kısmı adi suçlar. Siz bunu bulmak istemez misiniz? Yani bir ülke olarak her olayı aydınlatabilen, olabildiğince çok insanı mağduriyetten koruyan bir devlet olmak istemez misiniz? Niçin insanlar evine hırsız girdi, ama bulamadılar. Belki de polisler hırsızlarla ortak lafını etsinler sizin için.

-Bunun çaresi DNA bankası mı?

-Evet. Bakın, İngiltere bugün haftada sadece beş yüz kadar olayı DNA bankası sayesinde elini kımıldatmadan çözüyor. Çünkü diyor ki, ben kırmızı ışıkta durmadan geçenin de ben DNA'sını alırım kardeşim. Niye geçiyor kırmızıda? Bugün bunu yapan yarın bana bilmem ne de yapar diyor. Bu çok önyargılı bir yaklaşım olabilir. Ama bu sayede o kırmızı ışıkta geçen adamın daha önce bilmem nerede bir kadına saldırdığını, bu sayede buluyor. Bir tecavüzü böyle aydınlatabiliyor. Bundan korkmanın bir anlamı yok. Zaten dünya gelecekte her bireyinin DNA'sını bir yerde bankalayacak. Bunun önünde kimse duramayacak.

-DNA bankası yasası çıkmıyor ama.

-Yasa tasarısı hazırlığı var. Tasarının en önemli olan unsurları, kimden alınacak, suçsuz çıkarsa ne yapılacak, suçlu çıkarsa ne kadar kalacak bu bilgi bankada, gibi teknik, ama çok önemli hususlar. Bunları tartışmak yerine banka hangi bakanlığın kontrolünde olacak gibi bir açmaza girildi. Bazı ülkeler irili ufaklı her suç tipinde DNA alıyor ve sonsuza kadar muhafaza ediyor o bilgiyi. Yani silmiyor bankadan. Şu anda mesela Türk Ceza Kanunu'nun Ceza Muhakemesi Usulü Kanununa göre işlenen suçun cezası iki yıl ve daha fazla hapis cezası olduğu takdirde DNA alabiliyorsunuz. Bu sürenin aşağı inmesi lazım. Mesela sokaktaki köpeğe işkence eden, orasını burasını kesen birisinin DNA'sını ben bankalarım. Bugün onu kesen yarın beni kesecek. Açıkça ortada.

-Mecbur muyuz ya içişleri ya adalet demeye. Tamamen özerk bir kurum olamaz mı?

-Tabii olabilir. Şöyle bir durum var. DNA analizi çeşitli şekillerde yapılabilir. Kimisi şu bölgeyi, kimisi bu bölgeyi inceler. Kendi olayını çözer ama daha sonraki başka bir olaya yaramaz bu bilgi. Onun için bu yöntemin standardize edilmesi lazım. Yani bu laboratuarlar resmi de olsa, özel de olsa bunun kontrolünün, kalite güvencesinin sağlanması gerekiyor.

Mesela en önemli şeylerden biri, mahkûm tahliye etmeden önce DNA'sını alabilmektir. Çünkü maalesef bir kere suç işleyenin tekrar suç işleme ihtimali çok yüksektir. Bunu yapmak on binler, yüz binler gibi rakamlara getiriyor sizi ki buna rutin içerisinde ne polis kriminal, ne adli tıp kurumunun biyoloji dairesi yetişemez. Bütün dünya bu noktada ihaleyle özel laboratuarlara bu işleri vermeye başlıyor. Hatta İngiltere'de olay yeri incelemeye dahi özel ekipler göndermeleri mümkün. Hal böyle olunca devlet bunu kontrol edebilir iyi çalışıyorlar mı, çalışmıyorlar mı? Bakın resmi hastanelerin yanında bir sürü iyi iş yapan özel hastaneler var. Niye onları kabul ediyoruz? Çünkü iyi iş yapıyorlar, kontrol ediyoruz. Burada da iyi iş yapıldığını kontrol edip bu işleri dağıtmak mümkün.

BENİM ADIM HAFİZE HİKMET SEVİL ATASOY EKİNCİ

-Şu cinsiyet meselesine dönelim. Birisi sizi kadın gibi görsün istemiyorsunuz. İltifattan hoşlanmıyorsunuz. Peki yeni eşiniz size hiç mi iltifat etmedi? Onun iltifatlarından rahatsız mı oldunuz? O sizi kadın olarak görmedi mi? Sizi cinsiyetsiz olarak gördüğü için mi ona evet dediniz?

- Tabii ki insan kendine bakmalı. Kadın olsun, erkek olsun diğer insanların gözünü rahatsız etmeyecek şekilde olmalı. Ben en önemli faktör olarak ancak güler yüzlüleri, pozitif enerji saçanları işe almışımdır. Temiz, pak ve bakımlı olmasını her zaman için yeğlemişimdir. Dolayısıyla kendim de bunlara dikkat ettim. Modayı takip etmem. Kiloma dikkat ederim. Samimi iltifatları tabii ki pozitif bir motivasyon olarak görürüm.

-Birisi sizi kadın gibi görmeye başlarsa bir anda kızıyorsunuz. Eşiniz sizi kadın gibi görmüyor mu?

- Evlilik hiçbir zaman birinin birini erkek, öbürünün kadın gibi görmesi üzerine oturmaz. Hiç kuşkusuz evlenmeye niyetlendiyseniz onunla aranızda bir fikri iletişim de vardır. Karşılıklı oturup konuşabilmek bir artı değer katıyor.

-Bundan evvelki eşinizle otuz yıl beraberdiniz değil mi?

-Evet. Her ilişki farklıdır. Birlikte olduğunuz insanların her birinden farklı değerler alabilirsiniz. Uzun soluklu birliktelikleriniz her zaman sizi bir yere taşımayabilir. Bir noktada başka bir şeye de ihtiyacınız olduğunu düşünebilirsiniz. Fikri bazda başka birisiyle beraber olmayı da tercih edebilirsiniz.

-Siz 2008'de mi boşanmıştınız?

-Evet. Şimdi aldığım haberlere göre kendisi de biriyle evlenmek üzere. Bu da beni çok mutlu ediyor, seviniyorum gerçekten. İnşallah hayırlısı olur onun için. Ortak bir kızımız var, ortak bir torunumuz var. Böyle ben her şeyin iyi gitmesini isteyen bir insanım.

-Hep böyle sert kadın imajı veriyorsunuz. Kimsenin omzunda ağlamam. Kimse benden zeki olmaz. Kimseyle sorunumu paylaşmam gibi bu laflar ediyorsunuz.

-Doğrudur.

-Yeni eşiniz Hüseyin Bey sizin bu yönlerinizi yumuşattı mı?

-Henüz sayılmaz. Bunun için daha bir süre gerekir. Beni daha fazla yumuşatmak gibi bir gayret içinde olduğunu zannetmiyorum.

-Her erkek ister ama ona kedi gibi sokulmanızı.

-Yok yok. Öyle bir şeyi herhalde ben hiçbir zaman yapamam. Yani öyle görünmek istemiyorum. Bana sevecenlikle yaklaşılmasını da istemiyorum zaten.

-Niye böyle sevgiyi reddediyormuş gibi bir pozisyon alıyorsunuz?

-Vardır psikolojik nedenleri. Belki birine gidip anlatmam gerekir, bilmiyorum. Ama bu belki yaptığım iş nedeniyle dirençli olmam icap ettiği, çok küçük yaşlardan beri beynime kazınmış olduğundan, çok ciddi sorunlarla karşılaştığım için.

-Tek çocuksunuz, babanız erkek çocuk mu istiyordu acaba?

-Yoo, hayır. Hiç öyle bir şey yok. Tek çocuğum. İkinci bir çocuk istemediler zaten. Çünkü her ikisi de çok yoğun çalışıyordu. O nedenle bana bir erkek çocuk olursa eğer konulabilecek ismi de koydular. Benim bir adım Hikmet'tir. Babamın babasının adıdır. Bir ön adım da Hafize'dir. O da babamın anneannesinin adıdır. Yani konulabilecek bütün isimleri peş peşe koymuşlardır. Yani Hafize Hikmet olarak hayatıma başlamış bir insanım.

-Sevil?

-Sevil'i doğumdan sonra hastaneden çıktıktan bir ay sonra eklemişler.

-Yani tam adınız şu anda Hafize Hikmet Sevil Atasoy Ekinci.

-Doğrudur.

-Peki ben herkesten daha zekiyim sözünüz yeni eşinizi incitmiş olabilir mi?

-Oradaki soru şuydu: Neden bir dostunuz yok? Veyahut ta bir arkadaşınız?

-Kimsenin benden zeki olamayacağını düşünüyorum diyorsunuz siz de.

-Şimdi şöyle. Tabii orada bir evlilik meselesinden ziyade, dertlerinizi paylaştığınız bir arkadaş bağlamındadır o soru. Nitekim bir tek arkadaşımla dahi ben kendi özel hayatımı hiçbir şekilde paylaşmam, derdimi de anlatmam. Daha önceki evliliğimde de her şeyimi tabii ki eşimle paylaştım. Ama öyle pek kolay kolay ağlamam. Bir haksızlığa maruz kalıp çözümü bulamadığınız zaman ağlarsınız. Çaresizlikten. Ona bir çözüm üretmeye çalışmışımdır hep. Ağlanacak şeylerle elbette karşılaşırsınız hayatta. Ama ağlamadan önce acaba bunu nasıl halledebilirim diye düşünmeniz gerekir. Bence ağlamak hakikaten bir zayıflıktır.



10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,7 puan)/9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
flemenko
neyşehir

02.12.2010

ney?
kadın mı çok güzel.
bırak allah aşkına ya.
      Beğen (0)          Beğenme (0) 
Murat Şimşek
Adana

02.12.2010

2 gündür sinirlerim bozuluyor siteye girince. Kaldırın bu kadının resmini.Göz zevkimi bozuyor!
      Beğen (1)          Beğenme (3) 
ramazan
niğde

01.12.2010

çok güzel
      Beğen (1)          Beğenme (0) 
sinan leylak
k.eli

02.12.2010

Yaşım olmuş elli
Cehennem e gideceğim belli
Insanoğlu gerçekten deli
Halbuki olmalı değilmi veli

Yaşamanın kaldımı değeri
Ağlamanın şimdi tam yeri
Bu işin bence tek gideri
Hep ver, hayırda kalma geri

Unutma! Münker’i Nekir i
Ihtiyarladım kaldım bir deri
Ölümden korkma gel beri
Yaşamanında var bir bedeli

Hayatın tek hakimi
Bağışlayan sadece odur ya Rahman-i
Gidecek yerimiz yok ya Rahim-i
Akıl almaz büyüksün ya İlah-I

      Beğen (6)          Beğenme (2)