CHP-BDP İttifakı neler doğurur?

25.11.2010 10:46:40

SHP'li yıllardan sonra ilk kez solda ittifak güçlü bir şekilde dillendirilmeye başlandı. Olası ittifakın tarafları ise kendini son yıllarda 'ulusalcı' söylemle dillendiren CHP ile ulusalcı kimlikle ters köşede duran BDP'den geldi...

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

HÜLYA OKUR- HABERX

Yöneltilen sorular:

1- Seçime öncesinde gündeme gelen ve sandıktan birinci parti çıkma hedefli "ittifak" CHP-BDP arasında gerçekleşebilir mi? İki partinin tabanı bu ittifaka nasıl tepki verir? İttifak sandığa nasıl yansır?

2-CHP'nin açılım karşısındaki sert ve ulusalcı duruşu biliniyor... Kılıçdaroğlu'nun bazı çıkışları hariç açılım CHP'de adeta bir tabu... İttifak CHP'yi ne kadar yumuşatabilir? Bu ittifak Kürt sorununun çözümünde kilometre taşı olabilir mi?

3-BDP'nin tabanından, oy aldığı seçmenden daha çok "İmralı"ya kulak verdiği geçmiş örneklerden biliniyor... Bu durumun "ittifak" sürecinde de değişmesi beklenmiyor... Peki Öcalan'ın yönlendirdiği bir BDP ile CHP'nin ittifakı iki parti açısından ne tür sonuçlar doğurur?



***


Hürriyet Gazetesi Yazarı Ferai Tınç:

"EĞER BİR İTTİFAK OLSAYDI BU SANDIĞA OLUMLU YANSIRDI"

1- Şimdilik bu ittifakın söz konusu olmadığı her fırsatta tekrarlanıyor. Ama iki parti arasında en azından bir diyalog arayışı başladı. Her eke partinin tabanında bu konuda tam bir görüş birliği yok. Ama ikisinin liderlik kadrolarından gelecek "uzlaşmaya acık" mesajlar, halkın sorunlarıyla ilgili benzer açıklamalar ve bu açıklamaların karşılıklı olarak ciddiye alındığını gösteren işaretler, taban tarafından olumlu algılanabilir. Şu anda bir ittifak ortamı henüz olgunlaşmadığı için bunun sandığa nasıl yansıyacağı konusuna yanıt vermek çok zor. Eğer ittifak ortamı olsaydı bunun sandığa olumlu yansıyacağı söylenebilirdi.

2- Mesele sadece CHP'nin yumuşaması değil. CHP seçmeni tarafından da BDP Kürt milliyetçisi bir pati olarak algılanıyor. Karşılıklı algıların yumuşaması için her iki parti yönetiminde yakınlaşma ve diyalog arayışının derinleşmesi lazım. CHP'nin Kürt meselesine sosyal demokrat muhalefet olarak çözüm konusunda olumlu katkıları olabilir. En azından Türkiye’nin gerçekten demokratikleşmesi sürecinde rol oynayabilir.

3- Evet CHP tabanı, Türkiye’nin bölünmesi konusunda çok hassas. Ulusal kimliği birleştirici bir şemsiye olarak görüyor. Ama eğer iki parti halkın sorunları, yoksulluk, kadın sorunu, demokratik bir anayasa, cevre, tarım politikalarında halkın yararına gelimseler gibi günlük meselelerde sosyal demokrat ve sol ilkelerin hâkim olduğu bakış acılarıyla konular üzerinde, amaca yönelik- yasal değişiklikler, muhalefet v.s.- ittifaklar yapabilirlerse bu Türkiye’de büyük bir değişimin kapısını aralayabilecek.



***


Birgün Gazetesi köşe yazarı/European Business School London öğretim üyesi İbrahim Sirkeci:

" KEMAL CEMAL'İ SEVİYOR DİYE BİR İTTİFAK OLMAZ "

1-Sorunuzun birinci kısmının yanıtı kolay; Evet teknik olarak ittifak mümkün. Ancak siyasi ittifakın bir talepler çerçevesinde olması gerekli. Yoksa Kemal Cemali seviyor diye bir ittifak olmaz. 'Tek başına iktidar olmak' da böyle bir hedef değil. İnsanlara neden size oy vermeleri gerektiğini anlatmalısınız. CHP son on yılda milliyetçi talepleri öne çıkardı ve öyle bir tabandan oy almayı hedefledi. Bu yüzden zannedildiği gibi oylarının artacağını sanmıyorum.

2-Sol CHPsiz çözümler üretmelidir. Yeni partiler ve yeni oluşumlarda hayır vardır. Kürt sorununda CHP'nin yapabileceği pek bir şey olduğunu sanmıyorum. Ancak Türkiye'nin dünyadaki yeri ve rolü, çalışanların hakları, yolsuzluklar, hırsızlıklar ve bir yığın adaletsizlik dururken adalet ve kalkınma partisi iktidarına karşı muhalefet edilemiyor olması anlaşılır gibi değil.

3-Bu iddiaların hem Kürt seçmene hem de BDP'de siyaset yapmaya çalışanlara hakaret olduğunu düşünüyorum. BDP'nin miting ve etkinliklerinde onbinlerce insan birilerinin posterini taşıyorken BDP'nin tabanına kulak vermediğini söylemek abesle iştigaldir. Bu iki partinin varolan programları ve söylemleri itibariyle ittifak yapmaması beklenir. CHP böyle bir ittifak yerine seçim barajını kaldıran ya da en azından düşüren bir teklifle meclise gitmelidir. Böylelikle hem sizin deyişinizle "Öcalan'ın yönlendirdiği" parti ile ittifak yapmamış olur hem de doğu ve güneydoğuda oy isteyebilir.


***


Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Bilge Gürsoy:

"ESAS HEDEF, CHP-AKP KOALİSYONUNUN GERÇEKLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILMASIDIR"

1- CHP-BDP arasında bir ittifaktan önce CHP-AKP arasında bir koalisyon daha olası bir hal almaya başladığını söylemek mümkün diye düşünüyorum. Bu konuyla ilgili olarak Dr.Burç Aka'nın Odatvde 03.06.2010 "Türkiye AKP-CHP koalisyonuna mı hazırlanıyor" başlıklı makalesine atıf yapmak istiyorum. Aka yazısında Deniz Baykalın CHP'den uzaklaştırılmasıyla başlayan süreci incelemekte ve yaşanan gelişmelerin CHP-AKP koalisyonuna bir hazırlık niteliğini taşıdığını ileri sürmektedir. Yazının tarihine bakıldığında bundan beş ay önce yazıldığı görülebilir. bugün gelinen noktaya baktığımızda ise kurban bayramı sonrasında Deniz Baykal'ın CHP'deki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar çok dikkat çekicidir. Baykal; CHP'nin iktidarın politikalarını taklit ederek bir yere varamayacağını ve Türkiye'nin hassas konularında CHP'nin tavrını değiştirmemesi gerektiği yönünde Kılıçdaroğluna göndermeler yapması tam da bu ittifak tartışmaları içinde çok manidardır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde CHP içindeki ulusalcıların ileriki dönemde uygulanması planlanan politikalara karşı sert tavır almasına karşılık, destek güç olarak BDP'nin devreye sokulması ve esas hedefin CHP-AKP koalisyonunun gerçekleştirilmeye çalışıldığı kanaatindeyim. CHP-BDP koalisyonunun bir seçenek olmadığı aşikardır. Dolayısıyla tabandan buna karşı değil AKP politikalarının izlenmesine yönelik temel bazı anlaşmazlıkların oluşacağı beklentisi içindeyim. Sandıkta AKP'nin birinci parti olma durumunu devam ettireceğini, CHP'nin AKP'nin alternatifi olma çabası içinde alacağı oy ile esas belirleyici partinin MHP olacağı önümüzdeki altı aylık süreçte daha belirgin hale gelecektir.

2- CHP'nin ulusalcı tarafının daha geri plana atılarak, daha kucaklayıcı bir yapıya kavuşturulma çabaları Kılıçdaroğlunun son Diyarbakır gezisinden anlaşılmaktadır. Kılıçdaroğlu konuşmalarında Diyarbakır ve çevre illerin ihmal edildiğini ve bu konuda yapılan yanlışlardan bahsederken özellikle etnik kimlik konusuna vurgu yapmayı tercih etmiştir. Dolayısıyla AKP ile başlayan açılım süreci bir çok başarısızlıklara uğramıştır ve AKP, CHP desteği olmadan bu sürecin ilerleyemeyeceğinin farkına varmaktadır. Bu karmaşık ortamın düzelmesi ve sorunların giderilmesinde CHP kilit rol oynamaktadır ve süreçte üzerine düşen görevleri yerine getirmesi beklenmektedir. CHP'den yükselen ulusalcı seslerin ayrılması dahi gündeme geldiğinde çözüm BDP'nin desteğiyle gelecektirtir. Ancak MHP faktörü ihmal edilmeden bu planlar yapılmalıdır. MHP'nin AKP içindeki ulusalcı kesimden büyük oranda oy çalması farklı senaryoların doğmasına neden olacaktır.

3- Kürt sorunun yeni anayasa ve yeni iktidar döneminde çözülmesi kaçınılmaz gibi görünmektedir. Bunun için özellikle hükümet bu konuda yapılması planlanan çalışmaları seçim sonrasına ötelemekte ve bu konuda herhangi bir açıklama yapılmamaktadır. Açılımla ilgili sancılı bir dönemin geçirilmesi ve kamuoyunun tepkileri kısa süreli olarak geri adım atılmasına yol açmıştır. Ancak özellikle Avrupa Birliğinden gelen baskılar ve ABD'nin Iraktaki pozisyonu bu sorunun çözülmesini daha fazla erteleme imkanı vermemektedir. Gelecek günlerde kamuyonun desteği alınarak ve geniş tabana yayılmış bir oylama ile bu sorunun çözülmesi istenilmektedir. Bu nedenledir ki daha geniş bir kamuoyu desteği ancak AKP-CHP koalisyonuyla alınabilir.


***


Türkiye Gazetesi Yazarı Ünal Bolat:

"BU İTTİFAKIN ÖTEKİ KANADINDA MUHATAP ALINMAK İSTENEN LİDER İMRALI'DADIR"
1-Böyle bir ittifakın gerçekleşmesinden önemli olan böyle bir ittifakın gündeme taşınabilirliği idi. CHP'nin genel başkan yardımcısı bu konuda elini taşın altına koydu. Böyle bit ittifakın olması mümkün olsa bile sandığa yansıması rakamsal olarak bellidir. Ama burada yansıma rakamsallıktan öte siyasal içeriklidir. Bu amaçla söylem amacına ulaşmak üzeredir.

2-Kılıçdaroğlu da, Genel Başkan yardımcısı da biliyor ki, bu konuda söylenecek her söz ve taahhüt tüpten çıkan macun gibidir. Nitekim bu macun artık tüpten çıkmıştır. Bence bu ittifakın söylenmesi önemliydi. Bu söylem konuşulduktan sonra ister ittifakı CHP yapsın, ister süreçte elini çabuk tutarak seçim öncesi bir eksen kaymasıyla herhangi başka bir parti yapsın fark etmeyecek ve bu sorunun açılımında kilometre taşı değil hayli mesafe alınması gerçekleşmiş olacaktır.

3-Genel Başkan yardımcısı bu konuyu daha önceki konumalarında da açıkça belirtemiştir. Eğer sorun çözülecekse İmralı dikkate alınmalıdır demiştir. Yani CHP içinde bu ittifakı dillendiren ve tabir yerindeyse macunu sıkan isim da zaten seçmenden ziyade İmralı'yla diyaloğu işaret etmektedir. Ee bundan doğal ne vardır? Her partide seçmen değil liderler ittifak kararını verdiğine göre artık herkes biliyor ki; bu ittifakın öteki kanadında muhatap alınmak istenen lider, İmralıdadır. Ha böyle bir yönlendirmeden CHP'nin ne kazanıp ne kaybedeceğini Kılıçdaroğlu düşünmelidir. BDP'nin kaybedeceği bir şey yoktur. BDP'ye göre bu konuların gündeme gelmek bile bir başarı, bir km taşıdır.


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,8 puan)/13
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
zenci musa
sudan

27.11.2010

birlessinler hepsi birlessin sagcilar sagda solcular solda bizimde onlardan farkimiz ortaya cikar insaallah....
      Beğen (0)          Beğenme (1) 
Behsat
Ankara

27.11.2010

Ya iki tarafta açıklamış ittifak ile hiçbir şekilde alakaları olmadıklarını. Böyle birşeyin sözkonusu bile olmadığını açıkladılar, hala neyin haberini yapıyorsunuz? Bu ülkede habercilik gerçekten çok iğrenç duruma gelmiş artık!!!
      Beğen (1)          Beğenme (0)