Yahyaoğlu'nun Yahudi Psikoloji kitabı çıktı

28.07.2010 13:38:00

Recai Yahyaoğlu'nun Yahudi Psikoloji kitabı çıktı. Kitapta geçmişte yaşanmış ve şu anda yaşanmakta olan pek çok olayın psikolojik analizleri yapılıyor.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Özellikle Davos, alçak koltuk ve Mavi marmara gemisine yapılan baskın hakkında değerlendirmeler bulunuyor.

Arka Kapak Yazısı:

İsrail Ordusu, 27 Aralık 2008-18 Ocak 2009 tarihleri arasında önce havadan sonra karadan Gazze’ye saldırdı. Okullar, hastaneler ve evler bombalandı.

22 günde üçte biri çocuk olmak üzere 1300 Filistinli hayatını kaybetti. Binlerce Filistinlinin yaralandığı, on binlercesinin evsiz kaldığı bu tek taraflı savaş, yine tek taraflı olarak sona erdi.

Bütün dünya bombardıman altında yerle bir olan binaları, elektriği kesilmiş hastanelerde cep telefonu ışığıyla ağır yaralıları ameliyat eden doktorları gördü. Yan yana dizilmiş minik bedenlerin başında ağlayan insanların çaresiz feryatlarına şahit oldu.
Öte yandan ellerinde dürbünlerle bombardımanları takip edip bombalar patladıkça çığlıklar atan İsraillilerin bu halleri karşısında şaşkına döndü.

Bu nasıl bir psikolojiydi?

Aynı şaşkınlığı insanlık, abluka altında kalan Gazzelilere insanî yardım götüren gemilere yapılan kanlı baskın görüntüleriyle tekrar yaşadı.
Bu eser geçmişten günümüze Yahudilerin psikolojisini yakından tanımak ve zihinlerde yer eden sorulara cevap bulabilmek gayesiyle kaleme alındı. Yorumlar sağlıklı ve objektif kriterler dikkate alınarak sunuldu.

Kitabın Giriş Kısmı:

“Dinle, Ey İsrail!”
Üstünüze çullandıklarında ben
Sizden biriydim
Şimdi siz başkasının üstüne çullanırken
Nasıl sizden olabilirim?
…..
Yahudi kökenli Alman şairi Erich Fried

Önsöz

Yahudileri anlamayı ve onların psikolojisini araştırmayı konu edinen bu kitap çalışması; Gazze savaşı sürecinde kendi doğallığıyla ortaya çıktı. Daha öncesinde böyle bir proje kesinlikle yoktu. Savaşın ilk güzlerinde televizyon kanalları, internet ve medya olabildiğince yoğun bir şekilde savaşta olan biteni evlerimize kadar ulaştırdı.Zira tüm dünyanın gözü oradaydı.Sadece ülkemizde değil dünyanın hemen her ülkesinde başta

İsrail, yaşanan savaş ve Yahudiler için pek çok şey yazılıp söylendi…

Yayın evine psikoloji makalelerinin arasında gönderdiğim ve bir dosyada biriktirdiğim bu yazılarımla ilgili olarak tahmin etmediğim bir gelişme oldu.Yayınevi yönetmeni Dr.Veli Sırım dosyanın genişletilerek tek başına bir kitap haline dönüştürüldükten sonra yayınlanmasının daha uygun olacağına karar verdi. Ama bunun için mevcut yazıların muhteviyatı ve çeşitliliğinin arttırılması gerekiyordu. Çünkü dosya henüz kitap olacak boyutlarda değildi.

Yahudilerin Psikolojisi hakkındaki makalelerin ayrı bir kitap olması kararı beni heyecanlandırmakla birlikte üzerimde konuyla ilgili daha ciddi bir sorumluluk hissetmemi sağladı. Diğer konularda yazdığım psikoloji makaleleri toplu olarak başka bir kitap projesinde değerlendirilmek üzere ayrıldı. Böylelikle Yahudilerin psikolojisini konu edinen yeni bir kitap fikri net olarak ortaya çıkmış oldu.

Kitabın olumlu karşılanıp, geniş kitleler ve özellikle entelektüel birikim sahipleri tarafından okunacağına inanıyorum.Müslüman coğrafyada ve özellikle Orta Doğu’da İngilizce baskısının ilgiyle karşılanacağını düşünüyorum.Kitap çalışmamız, ağır bilimsel dilden uzaktır ve yaşanmış olaylardan yola çıkıp sade ve kolay anlaşılır analizler yapmaktadır.

Bazı olaylar var ki bunları ifade etmek belki incitici olabilir.Fakat bu konuda, yani incitici olmamak adına olabildiğince dengeli davranmaya dikkat ettiğimi belirtmeliyim.Bu kitap çalışması yaşananlar nedeniyle ortaya çıkan, hala devam eden süreç vasıtasıyla oluşan düşünceler, yerinde yapılan gözlemler ve psikolojik tahlillerdir.Bazı kaynaklarda yer alan Yahudileri ciddi oranda incitecek bilgi ve belgeler çalışmamızın içine özellikle alınmamışlardır.

Bu kitap çalışmasında ifade ettiğimiz tüm olaylar gerçektirler. Düşünceler ve psikolojik tahliller bu gerçeklikten beslenen ama buna rağmen ön yargılı olmaktan kaçınan objektif değerlendirmelerdir.Daha önceden bu psikolojik tahlillerin pek çoğu Yahudi kökenli veya kendisini Yahudilere yakın gören yazarlar tarafından Naziler için yapılmıştır. Fakat biz kitabımızda sadece Nazilere ait değil bu hastalıkların aynı zamanda Yahudilere ve Müslümanlara da ait olabileceğini yazdık.Böyle bir ayrımı doğru bulmadığımızı özellikle ifade ettik.Hastalıklarımız için asıl belirleyici unsurun kronik savaşlardan ve önemli hayat olaylarından etkilenme sürecinde, sosyal ve geleneksel kültürel birikimde aranması gerektiğinin altını çizmeye çalıştık.

Amacımız asla bir dini veya bir milleti karalamak değildir. Dinleri ve milletleri karalamak zaten doğru da değildir. Fakat bu önemli ve evrensel gerçek, olup biteni ifade etmemize engel de olamaz. Yazdıklarımız zaten bilinen şeylerdir.Zira olan bitenler tüm dünyanın gözü önünde olmakta ve herkes farklı dinlere mensup olsa da yapılanları tüm çıplaklığıyla görmektedir. Dolayısıyla internet, 3G, 4G ve pek çok gelişmiş teknolojinin dünyanın her yanında kullanılmaya başlandığı bir çağda yapılan hiçbir şeyin gizli kalmayacağı zaten aşikardır. Bizim yaptığımız çalışma bu bağlamda değerlendirildiğinde, gizli olmayan bilgi ve belgelerin topluca bir başlık altında insanlığın faydasına sunulmasıdır.

Yapmaya çalıştığımız uğraş, olan bitenler hakkında insanları bilgilendirmek, onların empati yaparak yaşanılanları bir de bu bakımdan değerlendirmeleri gerektiğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç ancak barışa hizmet eder.Buna rağmen her okuyucu, yazılıp anlatılanlardan farklı oranlarda faydalanacak ve elbette farklı tepkilerde bulunacaktır.

Kendi yorumlarımı dengeli ve mantıklı yapmaya çalıştım. Yargılama, eleştirme, aşağılama, yıpratıcı ve kemikli bir dil kullanımını engelledim. İdeolojik bakış açısının kitaba hakim olmasına izin vermedim. Antisemitizmin ilkesizliğine/ilkelliğine itibar etmedim. Buna rağmen yine de bazı yerlerde geçen konular Müslümanlar ve Yahudiler arasında yaşanmakta olan savaşın ne kadar ciddi psikolojik bir buhranla yapılmakta olduğunu gözler önüne sermektedir.

Kitabımızda konumuzla ilgili pek çok haber, yazı ve görüşleri değerlendirmeye çalıştım. Bu yüzden okurken ülkemizde ve Orta Doğu medyasında yayınlanan haber ve analizlerden faydalanmanıza yönelik yazılar bulacaksınız. Ayrıca kitabın sonlarında Yahudileri anlamaya çalışmak adına İsrail ve Filistin’e giderek burada özellikle Kudüs’te gördüklerimi ve neler hissettiğimi okuyacaksınız.

Konunun sürekli popüler ve gündemde bir konu olması kitabımıza olan ilginin hiçbir dönemde azalmayacağını göstermektedir. Umarım herkes için ortak bir yol bulmanın oldukça zor olduğu bu konu ve hassas süreçte objektif bir çalışma yapmayı başarmışızdır.Kitabın ortaya çıkmasına vesile olan başta yayınevi yetkilileri olmak üzere, haber7.com yayın yönetmeni Ünal Tanık’a, Prof.Dr.Süleyman Sayar’a, Fatih Bilgin’e, çekmiş olduğu bazı fotoğrafları benimle paylaşan sanayici iş adamı Hasan Yüksel Yıldırım’a teşekkür ederim. Çaba bizden takdir Yaratıcıdandır…

Giriş

Kuşkusuz her milletin farklı özellikleri vardır. Böyle olması gayet doğaldır. Çünkü bu özellikler geçmişten günümüze gelene kadar nesiller boyunca yeni yetişen kuşaklara öğretilerek gelir. Kuşaklar farklılaşsa da gelenekler, semboller, ritüeller ve daha pek çok konu hiç değişmeden kalmaya devam eder. Bu değişmez öğelere medeniyet diyoruz…Dünyada milletler ve dinler arasındaki anlaşmazlıkların temel nedeni medeniyetler arasında yaşanan ve ortak paydada birleşemeyen bu özgün krizden kaynaklanır.

Davranışlarımızı ilk defa aile içinde anne ve babamızdan öğrenmeye başlarız.Daha sonra yakın çevremiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, okulda öğrendiklerimiz ve hayat olayları bizi içinden çıktığımız millete benzetir.Duygularımız, davranışlarımız, zevk ve nefretteki ölçülerimiz içinde yaşamakta olduğumuz genel kültürel birikimden ciddi olarak etkilenir.Hiç birimiz tam olarak bağımsız değilizdir. İçinde yaşadığımız kitlenin psikolojisinden tam bağımsız olmamız zaten mümkün de değildir…Avusturalya’da yaşayan Aborjinler veya Güney Afrika’da yaşayan Gulu

Kabilesi gibi azınlık denilebilecek toplumlar bile belirli kurallar ve gelenekler doğrultusunda yaşamlarını sürdürürler.
Hiç birimiz doğuştan kazandığımız kimliği tam olarak reddetme hakkına başlangıçta sahip değilizdir.Bir bebek doğduğu ülkeyi, milleti tercih etme hakkına sahip olabilir mi? Dolayısıyla aslında hepimiz ne olacağımızı, nasıl bir ortama doğacağımızı veya hangi milletten ve dinden olacağımızı belirleyemiyoruz.Büyüyüp geliştikçe aklımız başımıza geliyor ve tam olarak kendimizin farkına vardığımızda gerçekte tercih etmediğimiz ama bir süre sonra kanıksadığımız, bütünüyle benimsediğimiz bir millet ve dinden olduğumuzu kavrıyoruz.

Hangi milletten ve dinden olacağımızı belirleyemediğimiz gibi nasıl bir psikolojiyle yetişmekte olduğumuzu da anlayamadan birey haline geliyoruz. Bu yüzden sosyolojik/psikolojik bakımdan bir insanın yaptıklarından sadece kendisi sorumlu değildir.Aynı zamanda bu sorumluluğa; onun içinden geldiği örf, adet ve gelenekler, din, millet ve yürürlükteki kanunlar yönetmelikler de ortaktır. Bu yüzden insanlar arası veya ülkeler arası çatışma kavramına göre ‘medeniyetler çatışması’* daha popüler bir kavram olmuştur. Çünkü bizler içinde yaşadığımız medeniyetle şekillenerek gelişip serpiliyor ve yetişkin insanlar haline dönüşüyoruz.

Milletlerin temel özelliklerini belirleyen, popüler ve karakteristik unsurlar ile tarihsel ve dinsel mitler önemlidirler. Örneğin biz Türkler son derece hoş görülü bir milletizdir. Güçlü, kudretli, savaşçıyızdır fakat aynı zamanda yumuşak, nezaket sahibiyizdir. Bu özelliklerimizi tarihimizde defalarca hemen her konuda davranışlarımızla ortaya koymuşuzdur.

Çanakkale savaşında esir düşmüş yaralı yabancı askerleri alıp tedavi etmiş ve onlara sanki savaşta değilmişiz gibi davranmışız…Hatta onları misafir gibi ağırlayarak yemeklerini verip kahve ikram etmişiz.Onların esirlikleri sırasında her türlü ihtiyaçlarını giderip son derece rahat ve huzur içinde olmalarını sağlamaya yönelik pek çok şey yapmışız.Bunlar günümüz dünyasında yaşanmakta olan acımasız savaşlar için aslında çok önemli insani referanslardır.

Türkler olarak sözlü bir kültürden geliyoruz.Yazıyla tarih boyunca aramız pek iyi olmamıştır.Geleneksel kültürümüz nesiller boyunca sözle, türkülerle aktarılmıştır…Tarihten günümüze taşıdığımız destanlar ve pek çok geleneklerimiz sözle nakledilmiştir.Muhabbet ehli insanlar olarak psikolojimiz farklı özellikler taşır. Örneğin göçebe oluşumuz ve Orta Asya’dan gelen atalarımızın yaşadıkları tarih boyunca ruh halimize sinmiş, kalıcı ve belirleyici pek çok etkilerde bulunmuştur.

Her millet kendi içindeki dinamikler ve kültürel birikimler bakımından nesillerini farklı şekillerde yetiştirir. Örneğin bazı Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bu yetiştiriliş tarzının çok özgür ve rahat olduğu söylenebilir.Çünkü bu ülkeler artık açık toplum haline gelmişler ve demokratik özellikleri bakımından özgür ve rahat milletler haline evrilmişlerdir.Bu ülkelerde; onların kültürel ve psikolojik karakterlerini belirleyen çok fazla spesifik özellikler bulmak kolay değildir.

Fakat Araplar, Türkler, Japonlar, Yahudiler, İranlılar, Çinliler böyle değillerdir. Bu milletlerin geleneksel özellikleri tarihsel geçmişlerinden gelir ve yetiştiriliş tarzları bakımından batı toplumlarından ayrılırlar.Yahudiler en eski topluluklardan birisi olduğu için hem kültürel birikimleri bakımından hem de dini kaynaklar tarafından pek çok değerlendirmeye tabi tutulmuşlardır. Dini kaynakların değerlendirmeleri sadece Yahudiler için değil Müslümanlar ve Hıristiyanlar için de son derece belirleyici rol oynar.

Türklerin Psikolojisi(1) anlatılmaya çalışılırken dini kaynaklardan faydalanmak mümkün değildir. Zira Türkler kutsal kitaplarda psikolojik özellikleri bakımından değerlendirilmemişlerdir. Fakat Yahudiler öyle değildir.Geçmişten günümüze pek çok geleneksel, kültürel ve psikolojik özelliklerini taşımışlar, hemen her konuda yaklaşımları ve algılama farklılıklarını bizatihi kendileri ortaya koymuşlardır.Çevreleriyle ve diğer dünya milletleriyle aralarında meydana gelmiş pek çok ihtilaf bu algılama farklılıklarından köken alır.

Geleneksel özellikleri gelecek kuşaklara taşımak yanlış değildir. Her millet devletini kurduğunda milli ve manevi değerleriyle birlikte geleceğe sağlam adımlarla yürümek ister. Bu durum kendi nesillerinin sağlıklı, özgün ve huzur içinde gelişmesi için gereklidir. Ayrıca bu yetiştiriliş tarzı kültürel birikimi sağlam ve tutarlı milletler için kendi içlerindeki barış ve huzur ortamına katkıda bulunur.

* Medeniyetler Çatışması,Samuel Huntington tarafından işlenen, Soğuk Savaş sonrasına tekabül eden 1990'lı yıllardan itibaren uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsurun politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler olmaya başladığını ve 21. yüzyılda da bu trendin devam edeceğini ifade eden bir tezdir.

Huntington bu tezini ilk olarak 1993 yılında Foreign Affairs adlı akademik dergide yayınlanan bir makalesinde ele almış, ardından da 1996 yılında çalışmasını genişleterek kitaplaştırmıştır. http://tr.wikipedia.org

(1)Türklerin Psikolojisi, Doç.Dr Erol Göka, Timaş Yayınları İstanbul

Kitabımıza başlamadan önce bir saptamada bulunmanın faydalı olacağını düşünüyorum.Genel olarak bu konularda yazmanın riskli ve kolay olmadığının farkındayım.Türkiye’de yaşamakta olan Musevi vatandaşlarımız yazdıklarımdan dolayı umarım incinmezler. Zira burada onları direkt olarak ilgilendiren bir değerlendirme bulunmamaktadır. Biz Türkler onlarla birlikte bu topraklarda uzun yıllardır dostça, kardeşçe yaşamaktan dolayı son derece mutlu ve memnunuz.

Kitap çalışmamız; gerçek manada barışa katkıda bulunmak adına yazılmış, Gazze savaşı süreciyle birlikte yaşanan gelişmeleri değerlendiren, dini ve tıbbi kaynaklardan faydalanıp bunları açıklayan belgelerin toparlandığı, pek çok kaynağın incelenerek önemli bulunan bilgi, makale, haber ve yorumların alındığı, savaş psikolojisinin sürece olan katkısının açıklandığı bir çalışma olarak değerlendirilmelidir.

Not: Kitap internette kitap satmakta olan sitelerden alınabileceği gibi 2124442414 numaralı telefonla adresinize teslim ve adreste ödeme kolaylığı ile sipariş verilebilir.

10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,5 puan)/7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500