'Osmanlı gitti ve biz karanlıkta kaldık'

25.02.2010 10:20:15

İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) tanıtım toplantısı için Türkiye’ye gelen Fas Mehdi Bin Aboud Vakfı Temsilcisi Prof. Dr. Hüseyin Bouayad, Vakit’in sorularını yanıtladı.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Türkiye, Fas ve Afrika hattının bir şuurlanma ve yeniden uyanma hattı olduğunu söyleyen Bouayad; “Bu hattı yeniden ayağa kaldırmalıyız. Fas, Afrika’nın kapısıdır. Her zaman için Fas ile Türkiye’nin ilişkileri iyi oldu.. Biz Türkiye’nin bizi hem ihya ettiğini hem de karanlıkta bıraktığını düşünüyoruz. Siz gittiniz ve biz karanlıkta kaldık. Birlikte yeniden ayağa kalkmalıyız” diye konuştu.

Foto altı 1: Arkadaşımız M. Mustafa Uzun’a konuşan Mehdi Bin Aboud Vakfı Temsilcisi ve Kral 1. Hasan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bouayad; “İDSB çatısı altında bir araya geldik. Çünkü bu çatı altında bir araya geliyoruz, oturuyoruz, konuşuyoruz ve fikir üretiyoruz. Böyle bir ortam ilerlemek için şarttır” dedi.

M. MUSTAFA UZUN -

Geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara’da yapılan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) tanıtım toplantısı nedeniyle Türkiye’ye gelen birçok katılımcı ile kendi ülkelerini ve Türkiye’yi görüşmüştük. Bunlardan bir tanesi de hala sömürge zulmünden tam olarak kurtulamamış Fas’tan katılan Prof. Dr. Hüseyin Bouayad’dı. Bouayad, Fas Mehdi Bin Aboud Vakfı adına İDSB’nin çağrısına kulak vermişti. Aslında Fas Mehdi Bin Aboud Vakfı, İDSB’yi oluşturan ana kuruluşlardan bir tanesi. Konsey üyesi. Duru bir zihinle olayları değerlendiren Bouayad, Osmanlı sonrası Fas’ın karanlıkta kaldığını düşünen ve Batı karşısında aşağılık kompleksine katılmayan değerli bir akademisyen. Kendisi ile İDSB’den Fatih Öner kardeşim aracılığı ile görüştüm. Fas’ta yaptıkları çalışmalardan Türkiye’ye yönelik düşüncelerine kadar birçok konu bu söyleşide. Buyurun.

BİRLİK OLMADAN CİDDİ İŞLER YAPAMAZSINIZ

Derneğiniz ne işler yapar?

Mehdi Bin Aboud Vakfı, basın, sanat, kültür ve eğitim alanlarında çalışmalar yapan ve Fas’ta kurulmuş bir vakıftır.  Ne yaptığımıza gelmeden önce vakfımıza ismini veren Mehdi Bin Aboud’un neler yaptığını söylemem gerekiyor. Çünkü, vakfımız ismi ile müsemmadır.

Peki, Mehdi Bin Aboud kimdir?

Büyük bir İslam düşünürü, hadis alimi, diplomat ve doktordur. Fas’ın ilk diplomatlarındır ve büyük bir İslam düşünürüdür. Aynı zamanda Hadis alanında yüksek dereceli bir âlimdir. Biz böyle bir şahsiyetin ismi altında birleştik, bir araya geldik. İnsanların bu şekilde birlikte olmadan, bir olmadan çok ciddi şeyler ortaya koymaları mümkün değildir.

Fas devleti bu çalışmalarınıza destek veriyor mu?

Elbette. Doğrusu artık devletler halklarını sivil toplum çalışmaları yapmaları için teşvik ediyor. Bize de bu anlamda destek veriyor devletimiz. Ama biz daha çok halkın ve sivil toplum kuruluşlarının birbirlerine olan desteğini önemsiyoruz. Sosyal ve ilmi anlamda etkili çalışmalar yapmak için sivil toplum kuruluşları bir araya gelmelidir. Bu çerçevede işte ittihat düşüncesi öne çıkıyor.

BİR ARAYA GELİYOR, OTURUYOR, KONUŞUYOR VE FİKİR ÜRETİYORUZ

Peki, Mehdi Bin Aboud gibi bir ilim adamına kurulan bu vakıf, yeni akademisyenleri, yeni ilim adamlarını destekliyor mu?

Bir defa şu anda vakfımızın hem kurucuları hem de mensupları Mehdi Bin Aboud’un öğrencileridir. Ancak biz 2004 yılında kurulmuş yeni bir vakıfız. Henüz büyük bir geçmişimiz yoktur. Bundan sonra olacak elbette. Bu konuya hizmet edecek yayınlarımız oldu ama. Ayrıca vakfımızın bünyesinde 10 ayrı danışma merkezi var. Kur’an Merkezi, Sosyal Bilimler Merkezi, İktisat Merkezi ve Strateji Merkezi gibi merkezlerimiz var.

İDSB ile olan ilişkileriniz nedir?

Biz İDSB’yi desteklemiyoruz, çünkü biz İDSB’nin bir parçasıyız. Biz onunla varız, o bizimle var. Biz varsak o var, o varsa biz varız. İDSB güçlüyse ben de güçlüyüm. Ülkemde güçlüyüm, toplumda güçlüyüm. Böylelikle biz hem bu birlikten yardım alıyoruz, hem de yardım ediyoruz.

İDSB’den neler bekliyorsunuz? İDSB neler yapmalı?

İDSB, üyelerinin gayretlerini bir araya getirerek vahdeti oluşturuyor. Üzerinde ittifak ettiğimiz, bir araya gelebileceğimiz çalışmaları yapıyor. İDSB, bu anlamda kendisini oluşturan üyeleri, birliği uluslararası arenada temsil ediyor. İslam Konferansı Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi arenalarda bizi temsil yetkisi var. Böylece bizim sesimizi başka yerlere duyuruyor. Sesimizi duyurabileceğimiz ortamlar sağlayan İDSB aracılığı ile kendi sorunlarımızın çözümünü bekliyoruz. Ve bu durum, geliştirmemiz ve uygulamamız için yeni projelerin bize gelmesine neden oluyor. Sonuçta bir araya geliyoruz, oturuyoruz, konuşuyoruz ve fikir üretiyoruz. Böyle bir ortam ilerlemek için şarttır.

SİZ GİTTİNİZ VE BİZ KARANLIKTA KALDIK

Batı’daki bir düşünce kuruluşunun mutlaka bir yol haritası vardır.  “3 yılda, 5 yılda şu şu hedeflere ulaşmalıyız” şeklinde. Bu anlamda bir yol haritanız var mı sizin?

Gerçekçi olmak gerekirse biz henüz bu seviyede değiliz. Biz henüz yeni yeni kuruluş aşamasını geçmiş olduk. Yeni kurulduk. Bu aşamadan sonra şimdi kurumsallaşma aşamasına gelmiş olduk. Kurumsallaşacağız ve sonra atılım yapacağız.

Fas’tan Türkiye’ye nasıl görünüyor?

Biz Türkiye’nin bizi hem ihya ettiğini hem de karanlıkta bıraktığını düşünüyoruz. Asırlarca beraber yaşadık. Siz gittiniz ve biz karanlıkta kaldık. Bizler Türkiye, Fas ve Afrika hattının bir şuurlanma, yeniden uyanma hattı olduğunu düşünüyoruz. Bu hatta yeniden ayağa kaldırmalıyız. Şuurlandırmalıyız. Fas, Afrika’nın kapısıdır. Her zaman için Fas ile Türkiye’nin ilişkileri iyi oldu. Bunu yeniden ihya etmeye ihtiyacımız var.  Bugün Türkiye’de birçok insan Fas’ın nerede olduğunu bilmiyor, haberi ve bilgisi yok. İşte İDSB aracılığı ile halkın bizi tanımasını da sağlayacağız. Biz bunun için de çalışıyoruz. 

İSTANBUL, KAHİRE, ŞAM, TAHRAN VE SARAYBOSNA YENİDEN EMİN BELDELER OLACAKTIR

İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Tanıtım Toplantısı Genel Sekreter, Konsey Üyeleri, resmi devlet erkanı, bürokratlar, yabancı misyon temsilcileri, STK temsilcileri ve çok sayıda yerli-yabancı misafirin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilmişti. Gecede konuşan Genel Sekreter Necmi Sadıkoğlu, Ankara, İstanbul, Bağdat, İslamabad, Kahire, Şam, Bakü, Tahran, San’a, Hartum, Üsküp, Saraybosna ve diğer bütün kardeş şehirlerin her zaman olduğu gibi, gelecekte de umudun, hukukun, insan haklarının, kardeşliğin, medeniyetin hâkim olduğu emin beldeler olacağını ifade etmişti. Programa TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Yalçın Topçu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şeref Malkoç, Somali Büyükelçisi Hilal Muhammed Aden, İDSB Suriye Temsilcisi Muhammed Naim Akbik, İDSB Sudan Temsilcisi Muhammed Ali el Emin, İDSB Lübnan Temsilcisi İmad İbrahim Said, Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Başkanı Avukat Necati Ceylan, ve SETAV (Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) koordinatörü Prof. Dr. Talip Küçükcan da katılarak birer konuşma yapmışlardı.



10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,2 puan)/5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500