Saçlarım mı? Haiti mi?

20.01.2010 09:17:02

“Çok mutluyum, hemde çok.” Sözlerini sarf ederken sınıfa girer meslektaşım A. Bir gün öncesi tabiri caizse, suratı adeta mahkeme duvarı gibi olan meslektaşımın bu sevinç naralarını teyit etmek için;

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

"Çok mu mutlusun?” diye sordum.

“Evet, gerçekten kendimi pamuk tarlasındaki en hafif pamuk yığını gibi, semada uçan kuşlar kadar hafif hissediyorum.”

Saşkınlık edasıyla; “Sen mi?” diye sordum.

“Evet ben” dedi.

“Senin adına çok sevindim. Hatta hatta kendi adımada sevindim. Bu da yetmedi çalıştığımız çocuklar adınada sevindim.”

Bu sefer şaşırma sırası A.’daydı. Ellerini yan tarafına koydu, kaşının birini yukarı kaldırdı. Şöyle bana şaşkın aynı zamanda sitemkar ses tonuyla;

“Ne demek şimdi bu? Hani benim için sevindiğini anladımda, kendin ve çocuklar için neden sevindin onu anlamadım” dedi.

Anlayamazdı da... Bütün gün mahkeme duvarına benzeyen, asık surata bakan ben ve çocuklardı. Pimi çekilmiş, her an patlayacak bir bomba gibiydi dün.

Saçlarının uçlarını kestirmek için, bir gün öncesi her ay devamlı olarak gittiği kuafore gider. Kendi kuaforu meşgul olduğu için, orda çalışan diger kuafore saçlarının uçlarını kestirmek istediğini söyler. Buraya kadar her şey normal (!) Saçları konusunda çok titiz ve hassas olan meslektaşım A. o gün bu titizliğini ve hassaslığını rafa kaldırmanın azizliğine uğrar (kendisine göre) Bir kaç santim kesilmesini istediği saçını, kuafor 2 yada en fazla 3 santim kesmiştir. Bu A. İçin büyük bir facia. Bütün gün iş yerinde mırıldanıp durdu. Suratı mahkeme duvarı gibi soğukdu. Bir kaç kez konuşmayı denedim. Ama nafile, kafasına takmış bir kere. Bu durumda çok mutsuz olduğunu belirtti ve başka bir meslektaşımın ona önerdiği yöntemi uygulamaya karar verdi. Saçlarına kaynak yaptırmayı düşündü ve anında başka güvendiği kuaforu aradı. Kuaforden iki gün sonrasına randevu aldı. Bunun ödemesini nasıl yapacağını düşünmeye başladı. Saç kaynağı için belli bir bütçe ayırmamıştı. Sonuçta onun planlamadığı bir durumdu ve bunun için bütce ayarlaması gerekiyordu. Düşündü, taşındı ve tatil için biriktirdiği paranın yarısını gözden çıkardı.

---------

Bugüne kadar bir çogumuzun adını ilk defa geçtiğimiz hafta depremden dolayı duyduğumuz Haiti, yer yüzünde bir yer...Batı yarıkürenin en yoksul ülkesiymiş.

Adını son günlerde manşette, “çarşaf çarşaf”  sayfalarca yer alan yazılı basından, “flas flas” verilen görsel medyadan öğrendik. Haiti’nin başkenti Port-Au-Prınce’te binlerce kişinin öldüğü ve yaralandığı birdiriliyor.

Enkazdan çıkanların cesetlerinin sokaklara dizildiği kentte, enkaz altından yardım bekleyen bir sürü insanlar...

Son satır bana Türkiye’nin yaşamış olduğu depremde yükselen çığlıkları,  feryatları hatırlatıyor “kimse yokmu?”

Dünyanın dört bir yanından uçaklar dolusu gıda, su, battaniye, arama-kurtarma ekipleri, tıp malzemeleri, enkaz temizlemek için ağır vasıtalar, yardımı hızlandırmak, yardım etmek için bölgeye gelmeye devam ettiğini yazılı basın ve görsel basından takip ediyoruz.

Bu yardımların içinde iş meslekdaşım A.’nın şaçları için ayırmış olduğu bütcede mevcut. Ne mutlu ona...

Meslektaşım A. aynı gün Haiti’de ki olaydan haberdar olmuş ve kendi kendine iç savaşa girmiş. Saçlarım mı? Yoksa şuan her türlü yardıma muhtaç olan Haiti bölgesinde ki insanlarmı? diye...

Nihayetinde sağ duyusu kazanmış ve saçları için harcamayı düşündüğü miktarı Haiti’ye yollamış.

--------

Karınca misali belkide;

Nemrud İbrahim (as)’ın atelşte yakılması için emir verir. Emre uymak için askerleri meydana odunlardan oluşan büyük bir yığın yapmışlar. Odunları tutuşturmuşlar. Alevler o kadar yükselmiş ki...Korkudan bütün hayvanlar kaçmışlar. İbrahim (as)’ı mancılıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış. Atacaklarmış ki Nemrud’un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün. Bir daha karşı gelmesin.

Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hemde boyu göklere varan ateşe doğru. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp; “Bu acelen niye? Nereye böyle?”

Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, “ Duymadın mı, nemrud, İbrahim (as)’ı ateşte yakacakmış. Bende ateşin olduğu yere su götürüyorum” demiş.

Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak uşu orta kahkahalarla gölmeye başlamış. “ Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?”

Su taşıyan karınca, “olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.”

---------

Şimdi yukardaki paylaştığımız kıssa ne alaka diye bilirsiniz. Meslektaşımın saçları için ayırdığı meblayı Haiti’ye gönderdiğini duyan diger meslektaşım güldü. Hemde alaycı bi şekilde...”Saçların için ayırdığın para ne kadar ki, Haiti’ye yardımın dokunsun?” dedi.

Bizim atasözünden bi haber...  “Damlaya damlaya göl olur” bu bir, ikincisi de; bazen ne kadar basit şeyler için kendimizi üzüyoruz. Oysa dünyanın öbür ucunda daha ciddi, hayata dair önemli olaylar oluyor. Egoislik mi? yoksa humanistlik mi?

Aynada kendimize bakarken, egoistligi görmeme temennisi ile....



10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(3,4 puan)/17
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
Havva

25.02.2015

Ahmet Bey, arkadasim Musluman degil.
      Beğen (1)          Beğenme (1) 
Ahmet Tasci

22.01.2010

Havva hanim yazinizda arkadasinizin yaptigi iyi davranisdan bahsetmisiniz, iyi guzelde sac eklettirmek yani kaynak yaptirmak haram degilmi??? Bu ise anlam veremedim.
      Beğen (0)          Beğenme (0)