Medyada Seks ve Şehvet Kasırgası

17.12.2009 10:04:08

Gazete satmak için müstehcen, şehvet azdıran; çocukların, gençlerin, halkın ahlakını bozan yayın yapmak, resim basmak İslâm dinine göre günahtır, hukuka göre suçtur, bilgeliğe göre beyinsizliktir.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Gazete satmak için müstehcen, şehvet azdıran; çocukların, gençlerin, halkın ahlakını bozan yayın yapmak, resim basmak İslâm dinine göre günahtır, hukuka göre suçtur, bilgeliğe göre beyinsizliktir.

Yalan söylemek, halkı aldatmak da günahtır, suçtur, ahlaksızlıktır.

Fitne ve fesat çıkartmak da böyledir.

Böyle yapan televizyonlar da ahlaksızdır, suçludur, zararlıdır.

Son yıllarda bazı büyük medya organları bu konularda işi iyice azıttılar.

Ahlaksız ve müstehcen yayın yapanlar, "Biz dinî kural ve ölçülere bağlı değiliz... Sizin ilkeleriniz, değer ve ölçüleriniz bizi bağlamaz" diyebilirler. Biz de onlara deriz ki:

Siz Atatürk'ü, bir kısmınız da onunla birlikte İsmet Paşa'yı kaynak ve ölçü olarak kabul ediyorsunuz. Böyle ahlaksız yayınlar onların zamanında yapılamazdı.

Bir günlük gazetenin işi, vazifesi, hizmeti nedir? Doğru haber ve yorum, bilgilendirme, aydınlatma, seviyesiz ve fitneye yönelik olmamak şartıyla tartışma... Gazeteler hangi konuları işleyebilir? Ahlaka, fazilete, hikmete (bilgelik) aykırı olmamak şartıyla ilmî (bilimsel), fikrî, kültürel, sanatla ilgili her konuda haber, yorum, resim yayınlayabilirler.

Maalesef bizde bazı gazeteler (hepsini suçlamıyorum) seks konusunda işi o kadar azıttılar ki, genelev bültenine döndüler.

Bu ahlaksız yayınların amacı nedir? Sadece okuyucu, tiraj ve ilan gelirlerini çoğaltmak mı?

Sanırım başka amaçları da var. Halkın, gençliğin, çocukların, kadın ve kızların ahlakını bozmak... Dine ve ahlaka karşı şehvet v seks silahını kullanmak.

İslâmî gazeteler için söylemem ama dine hizmet edeceğiz diye kurulan bazı televizyon kanalları da, İslâm'ın ve şeriatın asla kabul etmeyeceği ahlaksız yayınlar ve programlar yapmışlardır.

Müslüman bir televizyon... Ana haber programında dekolte kıyafetli, aşırı makyajlı, kapalı olması gereken yerleri açık genç, güzel, cazibeli bir hanımı kürsüye oturtuyor ve ona haber okutuyor. Din bunu kabul eder mi? Dine böyle hizmet olur mu?

Ekrana ille de bir hanım çıkartacaksanız bari tesettürlü, makyajsız, (dolaylı da olsa) seksî bir hava sergilemeyen birini çıkartın.

Bendeniz televizyon seyretmem, evde cihazım yoktur. Geçen hafta internette okudum, genç sunucu bir hanım, genç bir sporcuya "Seks ihtiyacınızı nasıl gideriyorsunuz?" sorusunu milyonlarca seyircinin karşısında yöneltmiş... Pes doğrusu... Sizin izindeyiz dediğiniz Atatürk zamanında televizyon olsaydı ve böyle bir soru sorulsaydı, hemen devlet harekete geçer ve o tv kapatılır, suçlu hapishaneye konulurdu.

Türkiye aylardan beri gazetelerde, tv'lerde, internet medyasında "Filan filmdeki sevişme sahneleri rol icabı mıydı, yoksa gerçekten kameralar önünde sevişildi mi?.." tartışması yapılıyor. Yok arada yastık varmış, yok yastık yokmuş... Zavallı Türkiye ne hallere düştü...

1939'da Pierre Louys'in Afrodit adlı erotik kitabı tercüme edilip yayınlandı diye ülkemizde kızılca kıyamet kopmuş, iş mahkemeye düşmüştü.

Türkiye toplumu şunlarla yıkılıyor ve bozuluyor:

1. Bina ve zina.

2. Seks ve şehvet azgınlığı ve kuduzluğu.

3. Paranın bâtıl ve sapık bir din haline gelmesi, put olması.

4. Hedonizmin en âdisinin (yine menfi olmakla birlikte kalitelisi de vardır) hayat felsefesi olarak gösterilmesi ve benimsenmesi.

5. Aşırı tüketim çılgınlığı.

Bu ülkenin büyük çoğunluğu Müslümandır. Müslümanların hocalarının, şeyhlerinin, aydınlarının, temsilcilerinin, seçkinlerinin, sorumlularının; ahlaksızlıkla, müstehcen yayınlarla, faziletsizlikle, her türlü fitne ve fesatla -gereği gibi- mücadele etmesi farzdır, şarttır, zarurettir. Bu mücadele İslâm'ın, Kur'ân'ın, Sünnetin, Şeriatın mârufu emr ve münkerden nehy farizası dahilinde bir vazifedir. Bu vazife yapılmazsa toplum çöker, herkes enkaz altında kalır.

Müslüman politikacılar "Biz demokratız, biz çoğulcuyuz, biz hoşgörülüyüz..." bahaneleriyle bu vazifeyi ihmal edemezler, bu hizmetten kaçamazlar, sorumluluktan kurtulamazlar.

Evet, tekrar ediyorum, bazı gazeteler ve tv'ler ahlaksız yazı ve resimler, müstehcen yayın konusunda işi iyice azıtmışlardır.

Küçük çocukların, vaktinden bir iki yıl önce büluğa ermeleri ve bu yüzden kavruk kalmaları, iddialarımı isbata yeter de artar.

Böyle giderse toplumun büyük bir kısmı seks manyağı haline gelecektir. (Belki de geldi bile...)

Karanlık şer güçleri, küfür cephesi müstehcenlik savaşında zafere doğru dört nala koşuyor.

Müslümanların büyük bir kısmı seyrine bakıyor yahut alkış tutuyor.

(İkinci yazı)

LİSELİ GENÇLERE

Bu mektubum inşaallah binde bir liseli gence ve hanım kıza ulaşır ve faydalı olur ümidindeyim.

Gençler!.. Küçük birer beyefendi olunuz...

Hanım kızlar!.. Siz de birer küçük hanımefendi olmaya çalışınız.

Gençliğin bugün içinde bulunduğu hal, beyefendi ve hanımefendi olmaya müsait değildir.

Beyefendi ve hanımefendi olmak için şu şartların bir arada bulunması gerekir.

1. Sahih (doğru) inanç.

2. Faydalı ve sahih bilgiler ve kültür.

3. Yüksek ahlak ve karakter... Fazilet ve iffet... Şeref ve haysiyet...

4. Hikmet (bilgelik)...

5. Estetik, sanat, güzellik...

6. Şehir medeniyeti ve kültürü.

7. Yüksek seviyede şehir ve medeniyet görgüsü.

Bu saydığım yedi haslet insanı vasıflı, güçlü ve üstün yapar.

Bunlar olmazsa, insan büyük zengin de olsa, dünya güzeli de olsa kıymeti yoktur.

Beyefendilik ile serserilik, züppelik, şımarıklık, tulumbacılık, itlik kopukluk, külhanbeylik bir arada olmaz.

Yine iffetsizlik, hoppalık, hafif-meşreplik, yılışıklık ile hanımefendilik bir arada yürümez.

Kopya çeken gençler küçük beyefendi ve küçük hanımefendi olamaz.

Beyefendilik ve hanımefendilik için birinci şart ruh asaletine (soyluluğuna) sahip olmaktır. Ruh soyluluğu yoksa köy olmaz, kasaba olmaz.

Türkiyeli olarak her şeyden önce yazılı, edebî, zengin kültür Türkçesini öğreniniz. Okuma yazma bilmeyen kişi iyi bir insan olabilir ama beyefendi ve hanımefendi olamaz.

1928'den önce basılmış ve yazılmış kitapları, belgeleri, evrakı okuyamayan birTürkiyeli okuma yazma bilmez bir cahil değil de nedir?

Kullandığımız, konuştuğumuz günlük iletişim Türkçesi birkaç yüz kelimeden ibaret zavallı, fakir, güçsüz bir dildir. Bununla kültür olmaz, medeniyet olmaz, aydın'lık ve aydınlık olmaz, beyefendilik ve hanımefendilik olmaz.

Cebir geometri, fizik kimya ile de kişi aydın, beyefendi, aydın'lık ve aydınlık hanımefendi olamaz. Böyle olabilmek için yeterli derecede edebiyat, tarih, mantık, psikoloji, ahlak, estetik, metafizik kültürü ve birikimi edinmek gerekir.

Bunlarla da bitmez... Mimarlık, şehircilik, dekorasyon, kılık kıyafet, yeme içme, sohbet kültürü...

Tramvayda seksen yaşındaki ihtiyar ayakta, 18 yaşındaki genç eşek gibi oturuyor. Böyle delikanlılık, böyle küçük beylik elbette olmaz. Efendilik ile eşeklik sıpalık bir arada yürümez.

Küçük beyefendiler, küçük hanımefendiler mürüvvet sahibidir. Mürüvvet nedir biliyor musunuz? Bir örnek vereyim: Mürüvvetli bir insan herkesin arasında sokakta caddede, çarşıda pazarda yemez içmez. Parası olmayan var, imrenen var, alamayan ve yiyemeyen var...

Hanımefendiler ve beyefendiler fütüvvet ahlakına sahiptir. Onlar insanların kurdu değil, meleğidir.

Gençler!.. Bir yol ayrımındasınız. Bir tarafta kabalık, bedevîlik, serserilik, hoppalık, züppelik, hafif-meşreplik; öbür tarafta vasıflı ve değerli küçük beyefendiler ve hanımefendiler olmak.

Seçim hakkınız var...

Mehmet Şevket Eygi / Milli Gazete


10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,0 puan)/18
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500