Lakap takma üzerine birkaç söz

29.04.2009 01:38:26

Ayet-i kerimede: 'Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.' buyrulmuştur.

En Çok Okunanlar



TOPLU SMS ARTIK ÇOK UCUZ

Lakap; bir kimseyi övmeye veya yermeye işaret eden asıl adının dışındaki isim veya sıfattır. Yermek için söylenen lakaplar kötü lakaplar olduğu için yasaklanmıştır. Övgü ifade eden lakaplar ise dinimizce yasaklanmamıştır. Hz. Ebû Bekir´in Sıddîk, Hz. Ömer´in Fârûk, Hz. Osman´ın Zinnûreyn lakaplarıyla anılması gibi. Ayrıca lakap, küçümseme ve kötüleme kastı olmaksızın bir kimsenin tanınması için söylenmiş, söylenen kimse bunu işittiği zaman kızmıyorsa bunda bir beis yoktur.

Lakapları genellikle ebeveyn değil, kendileri ile iç içe yaşanılan diğer insanlar koyar. Ancak İslâm şuuru taşıyan mü´min gönüllerin bu konuda da hassas olmaları ve mü´min kardeşlerini madden ve mânen yaralamamaları, aksine azim, şevk ve saadet aşılayıcı olmaları gerekir. Kötü bir lakap, belki manevî yaraların en derini ve en uzun süreni, hatta hiç kapanmayanı olabilir. Kötü lakap, daha ziyade alaycı, küçük düşürücü çerçevede olandır.

Bu sebeple Zikr-i Hakîm´de şöyle buyrulur: "Ey İman edenler! Bir topluluk, bir başka toplulukla alay etmesin. Belki de alay ettikleri topluluk onlardan daha hayırlıdır.

Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki alaya aldıkları kadınlar kendilerinden daha hayırlıdır.

Kendi kendinizi imalı sözlerle ayıplamayın, küçük düşürmeyin.

Birbirinize kötü lakaplar takmayın.

İman nûruna kavuştuktan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir.

Kim böyle yapar, tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir." [Hucurât 49/ 11]

Dikkat edilirse âyet-i kerîmedeki hitap iman edenlere, İslâm´a gönül verenleredir. Rabbimiz, İslâm´a gönül verenlerin, gönül verdikleri İslâm ahlâkıyla da ahlaklanmasını istiyor.

Hiçbir topluluğun diğeriyle alay etmemesini emrediyor ve kendileriyle alay edilenlerin alay edenlerden daha hayırlı olabileceğini haber veriyor. Çünkü en azından alay edenlerde İslâm ahlâkına yakışmayan alaycı tavır vardır.

Çünkü yaratan insanı her yönüyle biliyor. İçiyle, dışıyla, iç dünyasında yaşayan duygu ve fikirleriyle, niyetleriyle ve daha nice yanlarıyla, yönleriyle... İnsan gibi sadece dışa aksedenlerle değerlendirmiyor, şekillerin, makam ve mevkilerin, dünya malının tesirinde kalmıyor, zaaflarının esiri olmuyor...

Kadınlara ayrıca dikkat çekiliyor

Lakaplandırma konusunda kadınlara ayrıca işaret ediliyor ve onlar ayrıca uyarılıyor. Çünkü küçümseme, alay etme, dış görünüşe ve şekle dikkat etme, dedi-kodu yapma ne yazık ki onlarda daha yaygın. Alay ve dil uzatmalardan en çok tesir alan, yaralanan da onlar. Bu gerçek gözden ırak tutulmamalıdır.

"Kendi kendinizi imalı sözlerle ayıplamayın"

Kötü lakap takma yasaklanmış ve kötü lakap takma gibi çirkin bir fiil, İslâm ahlâkına zıt sayılmıştır. İslâm´a gönül veren bir insanın, iman nuru taşırken fasıklıkla adlandırılacak bir davranışta bulunmamasının gerektiğine dikkat çekilmiş, çirkinlik; "İman nûruna kavuştuktan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir" buyrularak vurgulanmıştır.

Dikkat!

Ayet-i kerîmede en çok dikkat edilmesi gereken inceliklerden biri, "Kendi kendinizi imalı sözlerle ayıplamayın, küçük düşürmeyin" buyruğudur. Burada "kendinizi" ifadesinden murat "birbirinizi"dir. Bu buyruk; "îmalı, alaycı fısıltılaşmalarla, sözlerle birbirinizi ayıplamayın, küçük düşürmeyin," demektir. Bu âyet-i kerîmede mü´minler bir bütün, bir beden kabul edilmiş, birbirlerini ayıplamaları, küçültmeye çalışmaları, kendi kendilerini ayıplamaları, küçük düşürmeye çalışmaları, küçümsemeleri sayılmıştır. Bu inceliğe ayrıca dikkat edilmelidir.

Kötü lakap takma yasaklanmış ve kötü lakap takma gibi çirkin bir fiil, İslâm ahlâkına zıt sayılmıştır. İslâm´a gönül veren bir insanın, iman nuru taşırken fasıklıkla adlandırılacak bir davranışta bulunmamasının gerektiğine dikkat çekilmiş, çirkinlik; "İman nûruna kavuştuktan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir" buyrularak vurgulanmıştır.

Böyle yapmanın tevbeyi gerektiren bir zulüm olduğu beyan edilmiştir. Bu zulüm, her zulüm gibi iki yönlü bir zulümdür. Hem karşısındaki mü´min kardeşine zulüm, hem kişinin kendisini günaha sokarak kendi kendisine zulümdür.

Ticari kabiliyeti sebebiyle "Yahudi", efevârî tavırları sebebiyle "Mafya", ara sıra burnunu çekme tiki olduğu için "Enfiye" veya "Sümüklü", başka sebeplerle; "Deli, Kopuk, Çamur, Çatlak, Çıban, Bayat, Bezgin, Asalak, Gavur, Gedeş, Çarpık, Yamuk, Zennûbe, Zilli, Zurna, Çırlak, Çakal..." diye lakaplandırılanları gördük, duyduk. Örnek olarak zikrettiğim bu lakaplardan daha çirkin lakapların olduğu, bu satırları okuyanların bildiği bir gerçektir.

Burada lakapla ilgili bilgi verme ihtiyacı duymamızın asıl sebebi, lakabın da bir nevî isimlendirme olduğu ve kişi üzerinde ciddî tesirinin bulunduğudur. Rabbimizin kötü lakaplandırmaya rızasının olmadığının açık ve net beyanıdır. Kötü lakaplandırmaya rıza göstermeyen Rabbimiz elbette ki, kötü isme de rıza göstermeyecektir. Kötü lakap onur kırıcı, vakar zedeleyici, şahsiyet yıpratıcıdır. Kötü isim de böyledir.

Küçük yaşlarda çocuklara konan geçici veya kalıcı bir sürü lakap vardır. Bu lakaplar çocuk üzerinde derin izler bıraktığı gibi kendisini çirkin lakaplarla lakaplandıranlara karşı da kin ve öfke oluşturur. Çocuk çok defa büyüyünce onları affetmeyecek, hayırla yad etmeyecek, onlardan gelen doğrulara yaklaşmayacak, onlarla beraber olmaktan hoşlanmayacaktır...

Çocuklara özellikle dikkat etmek gerekir

Bir çocuğa boyu kısa olduğu için "Bücür" veya "Bastıbacak", zayıf olduğu için "Kılçık, Sivrisinek", yaramazlık yaptığı için "Terörist" veya "Püsküllü Bela", kilolu olduğu için "Fıçı" dendiğinde o çocuğun hissedeceği duyguları düşününüz. Sadece çocuğun da değil annesinin, babasının, kardeşlerinin ve sevenlerinin duygularını hesap ediniz...

Çocuklarınızın başkalarına kötü lakaplar takmasına, arkadaşlarını hoş olmayan lakaplarla anmasına da fırsat vermeyiniz. Ateşleri yangına dönmeden söndürünüz...

İslâm insanı her çağında ve her yerde adım adım takip eden ve onun her durumda hayırlı, iyi, ahlaklı, faydalı ve mesut olmasını isteyen bir nizamdır. Bu tür çirkinlikleri de reddeder.

Allah Resûlü´nün; "Seyfullah", "Esedullah", "Humeyrâ", "Zâtünnıtâkayn", "Ebu Hureyre" gibi güzel lakaplar taktığı, lakapların içine sevgisini, yakınlığını, takdirini, teşvikini yerleştirdiği ve ashabıyla onların da hoşuna gidecek bir şekilde latifeleştiği bilinmektedir.

O, hiçbir mü´mini kötü lakapla lakaplandırmamış, önceden konan birçok kötü lakabı da değiştirmiştir. Verdiği isimler ve lakaplar, o sahabeler için Allah Resûlü´nden bir nevî manevî miras olmuştur. Bu alanda hadis, siyer ve tarih kitaplarında nice tatlı hatıra vardır... Bu güzelliklerin talibi olunuz.

Hadis-i şerifte de buyruldu ki:

"İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, "haydi gir" denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez." [Ebu Davud]



10 BİN SMS SADECE 150 TL



       
(2,5 puan)/13
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
Enes GÜL

26.09.2017

Özellikle çocuklara dikkat etmek lazım yok ibo.Yok memo...Bunları babaları yapınca çocukta örnek alıyor doğal olarak.
      Beğen (2)          Beğenme (2)